Sorun büyük ve boyutu her geçen gün daha da artıyor.
Büyük ihtimalle kimse farkında değil. Farkında olanlar ise “Aman canım sende” moduna geçmiş.
Küresel salgın günlerinde tanıştığımız ve artık içselleştirdiğimiz Bilim Kurulu açıklamaları ile artık iç içe yaşamayı öğrendik.
Kabul etsek de, etmesek de yeni normal gerçeği bu.
Birçok konuda bilgilendirdiler, ışık tuttular yol açtılar sözümüz yok. Ancak bazı kurul üyeleri neredeyse hemen her gün bir biçimde kendine medya içinde yer buluyor. Negatiflik içeren öyle cümleler kullanılıyor ki, resmen toplumsal gına durumuna intikal ediyoruz. İnsanların zaten ruh hali bozuk, olur olmaz açıklamalarla moraller yerin yedi kat dibine gidiyor.…
Suyundan da koy misali Covit-19’un sebep olduğu savıyla neredeyse yüzlerce evham henüz bilimselliği kanıtlanmadan getirip toplumun önüne bırakılıyor; yer misin, gargara mı yaparsın gerisi tercih meselesi!
Özellikle Covit-19 sonrası diye başlayan cümlelere bir dikkat edin, hakikaten bıkkınlık ve usançtan başka bir şey vermiyor… Tek kelimeyle, artık aklıselim diyorum…
Bir de esaslı bir durum daha söz konusu… Biz farkındayız da, siz farkında mısınız bilemiyorum. İntihar vakaları ve psikolojik rahatsızlıklar akıllara seza artışta. İşte tam bu noktada sormamız gerekiyor; o tüm ülkenin bildiği Bilim Kurulu’nda hiç mi psikiyatr veya sosyolog yok. Eğer yok ise, yanlışın bizatihi kendisi… Var ise çıkıp iki kelam etmemeleri, gidişata yön vermemeleri daha da büyük yanlış…
Ekonomik zorluklar, kısıtlamalar, birbirinden garabet açıklamalar derken, sahiden bunaldık… Toplumsal raydan çıkış günleri diye adlandırıyorum ben bu gidişatı… Bu gidişatın önüne geçmek, insanları pozitif yöne kanalize etmek kimin görevi pek âlâ?
Yahu hep negatif, hep negatif… Bunun bir tık ötesini tahayyül bile etmek istemiyorum. Tam yeri gelmişken buradan sormuş olalım; toplumsal ruh sağlığı, Bilim Kurulu’nun ilgi alanına girmiyor mu yoksa?
Bir de bu işin medya ayağı var ki, en eğlencelisi… Her gün bir sebze ve meyve koronaya iyi geliyor… Her gün yeni bir keşif… Bu bilimselliğiniz, gözlerimizi yaşartıyor(!) avuçlarımız patlayıncaya kadar bir kısım medyayı her gün ayakta alkışlamaya devam ediyoruz(!)
Hâsılı, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete zahir…













