“Kayseri’yi Ekim-Kasım’a hazırlıyoruz…”
Aynen böyle dedi Vali Sehmus Günaydın. Gazete Kayseri’de dün gündeme taşıdığımız, mevsimsel grip ile birlikte Covit-19 pandemisinin zirve yapacağı uyarısına atıfta bulundu aslında kendisi.
Birlikte yer aldığımız tv programında, Kayseri ile ilgili ne varsa anlattı.
“Evet” dedi: “Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz…”
Sonra devam etti: “Bunun en büyük nedeni, gurbetçi vatandaşlarımızın geliş gidişi ile birlikte yaşanan toplumsal hareketlilik, düğünler, taziyeler vs!”
Maske, mesafe ve hijyen üçlemesinin altını bilmem kaç kere çizdi program boyunca haklı olarak.
Bu şehirde maske yüzünden 10 bin 816 kişiye, 9 milyon 734 bin lira ceza kesildiğine vurgu yaparken, “Bunu üzülerek söylüyorum… Diğer illerle kıyasladığımız zaman, evet sayı fazla ama durum bu” dedi.
Kayseri Valisi, sağlık sistemi üzerine yapılan eleştiriler nedeniyle fevkalade üzgün…
Altını çizdiği en önemli nokta, Kayseri’nin yalnızca kendi nüfusuna değil, tüm bölgeye sağlık hizmeti vermesi. Hele hele sağlık sisteminin çöktüğüne dair kullanılan ifadelere, fena halde içerlemiş; olası bir ekstra yoğunluk durumunda A, B, C planları cepte. Özel kıyafetle yoğun bakımları bile denetlemiş kendisi…
Kayseri adına henüz B ve C planlarını uygulamaya koyma adına bir gelişme olmamasını da “Şimdilik sevindirici” olarak niteliyor.
Saat saat takipte olduğu için rivayetler ve şehir efsanesine dönüşen ifadeler adına net ve sert bir duruş içinde. Diyor ki; “Sağlık çalışanlarını eleştirmekten kaçınalım. Bir eleştiri varsa, bana yapılsın…”Fakat sonrasında, kendisinin eleştiri hakkını cebinde saklı tuttuğunu, yeri ve zamanı geldiğinde o açıklamaları yapacağını özenli bir biçimde dile getiriyor.
Kendisi, geçtiğimiz Pazar günü sabah 07.00’da dinlenmeye çekilmiş… Zaman mefhumu yok yani. E haliyle yorgun ama inançlı. Gözlerinde o inancı görmek pekâlâ mümkün.
Bakın şimdi, günlerdir yazıyoruz, çiziyoruz, dikkat çekiyoruz.
Muazzam ciddiyet isteyen bir pandemi döneminin içinde hep birlikte yürüyoruz.
O halde, bu küresel salgının üstesinden hep birlikte üstesinden gelme gibi zorunluluğumuz var.
Işığı görmek ve aydınlığa çıkmak istiyorsak, tıp çare bulana kadar toplumsal bilinçle hareket etmek ve konulan basit kurallara uyarak hayatı idame ettirmek tek çıkar yol.
Aksi halde, konuşulacak ve yazılacak bir konudan bile bahsetmenin gereği yok…
Bilim ve bilimselliğe saygı duyalım ve o doğrultuda yol alalım…













