Üzgünüm ama yaşadığımız günlerin adıdır bu.
İnsanlar kemanın telinden de gergin.
Müthiş öfke patlamalarının yansımalarına, hemen her gün tanıklık eder olduk.
Bakın dün Kayseri’de kadına şiddet, dibine kadar yaşandı.
Eşinden ayrılmak isteyen kadın, kocası tarafından yolda durdurularak defalarca bıçaklandı, kanlar içinde hastaneye kaldırıldı; yaşam savaşı veriyor.
Geçen yıl resmi istatistiklere göre 403 kadın cinayete kurban gitti, darp, tehdit vesaire bunlara girmiyorum bile. Bu yılın ilk 7 ayının rakamları bize gösteriyor ki, 403 sayısı 2024 yılı sonu itibariyle ciddi manada aşılmış olacak.
Kadına şiddet hep vizyonda ve el hak doğrudur… Ancak şiddet hayatın her alında var ve bunu görmemek için kör olmak bile yetmez…
Yolda, trafikte, markette, eğitimde, hastanede, pastanede, postanede, şurada, burada; hâsılı hayatın her alanının içinde şiddet ve öfke patlamaları var.
İnsanlar tahammül sınırını aşmış, adalet duygusu da kaybolunca, gücü gücü yetene durumları ortaya çıkıyor.
Bakın tane tane anlatalım; gidilen yol yol değil; sizi götürdüğü adreste çıkmaz sokak. Öfke kontrolü problemi yaşayan insanların sayısı o kadar çoğaldı ve vaka sayısı o kadar arttı ki, salgın biçiminde neredeyse herkese sirayet ediyor…
Adına ne derseniz deyin, sokaklarda patlamaya hazır modellerin sayısı giderek tırmanıyor.
Ya silahlar patlıyor, ya bıçaklar çekiliyor…
Olmadı yumruklar konuşuyor…
Anlaşılacağı üzere şiddet dört bir yanda kol geziyor…
Çok doğaldır ki, ekonomik sıkıntıların insanlara yaşattığı buhran bu durumların baş müsebbibi gibi lanse edilse de, sürekli irtifa kaybeden adalet duygusunun kaybolmaya yüz tutması da fevkalade önemli bir etken.
Bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan ne kadar hasletimiz varsa, hızla baş aşağı ve yok oluşa doğru sürükleniyor…
Kuralsızlığın kural yerine geçtiği büyük bir kültürel erozyonla, Türkiye avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor ve biz seyrediyoruz; haberiniz olsun!













