“Dünya mutluluğu olmadan başarı olmaz, dünya mutluluğu olmadan ahlak da olmaz. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, sevemez. Mutsuzlar arasında dayanışma da olamaz…”
Böyle diyor bir felsefeci. Yukarıda yer alan ifadelere katılırsınız, katılmazsınız ama mutluluğun olmadığı yerde, deyim yerindeyse bastığınız yerde ot bile bitmez!
Hal böyleyken ve ülke olarak mutsuzluğu adeta ekmeğe katık ederken, nasıl olacak da düzelecek her şey?
Sığ tartışmalar…
Kısır çekişmeler…
Saçma sapan suni gündemler…
Ve kemanın teli gibi gerilen sinirler…
İyi de bu işin çıkış yolu ve sonu var mı?
İşte orada umuda dair kırıntı bile göremiyoruz, neden mi?
Yapılan bir araştırmada, dünyanın en sinirli ülkeleri sıralaması belli oldu. 2024 yılının en sinirli 10 ülkesi, Gallup’un Global Emotions tarafından yayımlanan ‘2024 Küresel Duygular’ raporu sonrasında belirlendi. Raporda, ülkelerin ekonomik dalgalanmaları ve günlük yaşam koşullarındaki zorluklar ve halkın genel duygu durumundan faydalanıldı. Rapora göre Türkiye'nin (% 48), Lübnan’ın (%49) ardından ikinci sırada yer aldı, bir puan farkla…
Bunca hiddet, bunca şiddet yüklü sosyolojik bir tabandan aksi bir sonuç beklemenin bir mantığı da, dayanağı da yok zaten.
Ne denli öfke yüklü ve mutsuz olduğumuzu anlamak adına herhangi bir gün ana haber bültenlerinden birini izlemek, ya da gazete okumak yeter de artar bile.
Katman katman büyüyen ve cinnet sarmalına doğru evrilen yürüyüşü durdurmak, geriletmek adına sosyal politikalar üretilmeli ve beklemeden hayata geçirilmeli. Tabii ki siyasi çekişmelerden zaman bulunabilirse ama görünen köy de kılavuz istemiyor değil mi?
Aslına bakarsanız toplumu bekleyen en büyük tehlike, kavga, darp, gasp, cinnet, cinayet ve benzeri olayları artık kanıksamaya başlamaktır, ki geldiğimiz nokta da burasıdır.
Ve sağduyulu insanlar olarak çıkış yolu arıyoruz, hepsi bu!
Öyle bir yol da gözükmüyorsa, yapacak tek şey akıl sağlığımıza mukayyet olmak. Sağlıcakla kalın.












