Yazık… Gerçekten yazık. Sezonun en kötü futbolunu dün Kayseri’de oynayan Galatasaray, yürümeyi bile zor becerdiği karşılaşmadan 5-1’lik galibiyetle ayrıldı.
Aslında maç penaltıyla başladı. Sinan Kaloğlu’nun prensi, Josef Attamah, Antalya mücadelesinde rakibe ikram ettiği golün ardından dün de2. dakikada penaltıya sebebiyet vererek, takımının vücut kimyasını bozmayı başardı. Lig lideri penaltıdan bulduğu golle öne geçmesine karşın, o kadar kötü futbol oynadı ki üç pası bir arada yapamadı bile. Nihayetinde Kayserispor rakibin bu kadar acz içinde kaldığı dakikalarda köşe vuruşundan skora denge getirdi ama hepsi o…
Bu maçı nasıl anlatsak doğru olur acaba? Galatasaray’ın ilk 45 dakika içinde iki kez Kayserispor kalesine geldiği biri penaltıdan olmak üzere iki gol bulduğu bir mücadeleydi işte. Soyunma odası dönüşünün üzerinden 6 dakika geçmişti ki, maaile hücuma giden Kayserispor’un kaybettiği topu Yunus aldı, 70 metre taşıdı ceza alanı önünden Onurcan Piri’yi 3. Kez mağlup etti. Deyim yerindeyse, bu gol fişin çekildiği andı. Renktaşların mücadelesinde lig lideri elini kolunu sallaya sallaya Kayserispor kalesine geldi, Osimen ve Barış Alper ile iki gol daha bularak skoru 5-1’e taşıdı. 6’yı, 7’yi, 8’i de bulurdu ama 5’te karar kılındı sanırım. Zira Galatasaray yakaladığı pozisyonları atsa, tarihi bir durum ortaya çıkardı.
Bakın Kayserispor bu değil. Bu olmamalı… Kendisini Alex Ferguson sanan Sinan Kaloğlu’nun kısıtlı kadro üzerinde saçma sapan tasarrufları ile takımın tüm devreleri yandı. Bin kere anlattık, tekrar etmeye gerek yok sanırım. Çok merak edenler, diğer maçlardan sonra yazdıklarıma bakabilirler, arşivde mevcut. Bu adam Amerika’yı keşfettiğini sanıyor. Birileri Kaloğlu hocaya Amerika’nın keşfedildiğini anlatmalı artık…
Bir de misafir tribünleri dışında Galatasaraylılar’a ikram edilen koltuklar bahsi var… Koskoca Kayseri camiasına bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yok kardeşim; ayıptır ayıp. Maç içinde ve sonrasında taraftar hem yönetimi, hem de hocayı istifaya davet ediyorsa, vardır elbet bir sebebi diye düşünmek gerekir. Zaman daha fazla geç olmadan radikal kararlar şart.
Ne diyelim,2024 çok kötü geçti, umutlarımız 2025’e devretti













