Kayseri’de kar yok, soğuk ve ayaz var...
Şehirde hiçbir şey mevsim normallerine dair değil; buna siyasette dâhil.
Bırakın diğer partileri filan, AK Parti bile adaylarını açıklamakta neredeyse şubatı gördü.
31 Mart’a şunun şurasında 60 günlük bir zaman dilimi kaldı ama siyasi partiler ağır aksak yol almayı deniyor. Zaten vatandaşın da gündeminin ilk sırası seçimler değil, geçim bundan emin olabilirsiniz. İşte bu koşullarda Mahalli İdareler Seçimleri adına her ne kadar AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin Kayseri’de etkin tavırlar geliştirdiğine tanıklık etsek bile, seçmenin heyecanının partilere yansıdığı günlere eşlik edemiyoruz.
Elbette bu durumun sebebi var;
Birincisi yakın zaman diliminde çok gürültülü bir seçim döneminden geçmiş olmamız…
İkincisi de hayat koşullarının zorladığı seçmenlerin kemik kitleleri hariç, “Aman canım sende, ne değişecek sanki” modunda olması.
Açık, net ve berrak biçimde yazalım. İktidar cephesinde de, muhalefette de küskün ve sandığa gitmemeyi düşünen bir kitle var ki, bunların oranı ve sayısı azımsanmayacak ölçüde. Neredeyse her yıla bir seçim, sandık gören güzel ülkemin güzel insanları bilinen siyasi tavırlara karşı içten içe “Yetti gari” seviyesine ramak kalmış vaziyette.
Daha anlaşılır dille yazmamız gerekirse, “Yol da yaparız, asfalt da” güzellemelerinden ziyade gerçek manada ilgi çekecek, insana dokunacak projeler, heyecan uyandıracak vizyoner tavırlar eminim heyecan uyandırır ama o tip işlere giren siyasetçi de görmedik şu âna kadar.
Gördüğümüz kadarıyla, ‘eski tas, eski hamam’ durumlarına, ‘biz eskiden eskiden, su içerdik testiden’ günleri eşlik etmeye devam ediyor. Galiba devam edecek de. Belagat ve dahi hamaset yüklü cümleler elbette parti tabanlarını canlı ve diri tutar velakin klasik ritüellere dönüşen propaganda dönemlerine sırt çeviren, hatta irite olan önemli bir genç nüfusu göz ardı etmemek gerekir zannımca…
Yerel bir seçime giderken, insanların gelecek kaygısı birincil öncelik olarak karşımıza çıkıyorsa, o zaman geçmiş dönem oy oranlarında enteresan farklılıkların ortaya çıkma ihtimali de sıcak bir seçenek olarak karşımızda duruyor.
Ne diyordu büyük düşünür Hz. Mevlana;
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…













