Her yanımız yorgun, vurgun.
Neye elimizi atsak, elimizde kalıyor. Çürümüşlük dört bir yanımızda; istemsizce savruluyoruz belki de hiç farkında olmadan.
Hayatın her alanından, cüruf akışı görmek mümkün. Bunların içinde en önemlilerinden birisi de elbette gıda. Farkında mısınız bilmiyorum ama Tarım Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü eliyle düzenli piyasa denetimleri yapılıyor. Taklit ve tağşiş (Bir şeyin içine başka bir şey karıştırma) adı altında piyasa sürülen ayıplı mamuller ifşa ediliyor. Kimine para cezası, kimine suç duyurusu. Sonra, sonrası yok… Hepi topu elimizde kalan bu…
Yahu arkadaş, insan hayatının idamesini sağlayan A’dan Z’ye aklınıza ne gelirse var bunun içinde. Sebzeden meyveye, peynirden zeytine, kırmızı, beyaz et, süt ve dahi say sırala gelsin… Bakanlık kendi sitesinden bu denetimlerin sonucunu apaçık ilan ediyor. Aman Allah’ım yediklerimiz-içtiklerimiz içinde iğrençlik seviyesinde neler var neler! (Bir de pestisit konusu var, onu da bir başka zaman anlatırım) Sonuç; eften püften cezalar…
İktidarıyla, muhalefetiyle tüm milletvekillerine tam yerine gelmişken buradan çağrımdır… İnsan sağlığıyla bin bir hile ile oynamaya devam eden, hatta neredeyse zehirlemeye varan katkı maddeleriyle bir toplumun topyekun tehdit alanının içine atan bu gıda sahtekarlarına karşı etkin mücadelenin en önemli ayağı, katı, esneme-esnetme şansı olmayan okkalı hapis cezası ihtiva eden yasanın bir an önce hayata geçirilmesini sağlamaktır. Bakın bu konunun, iktidarı, muhalefeti ve dahi siyaseti söz konusu olamaz kardeşim. Meclis açılır açılmaz acilen sert tedbirler içeren ve mutlak hapis cezası öngören bir yasa hayat bulmadı.
Beş dakika işinizi gücünü bırakın, Tarım Bakanlığı’nın internet sitesine girin ve denetimler sonucu insanların ne yemek zorunda kaldığını bi zahmet görün; mideniz bulanmazsa ayrıntılarıyla okuyun… İşte tam bu noktada anlatmaya çalıştığımız şey, üç kuruş fazla kazanmak için insan hayatıyla lastik top gibi oynayan madrabazlara karşı, bu haltın içinde olan müesseselerin kapatılmasıyla beraber, bireysel olarak da en ağır müeyyidelerin uygulandığı Türkiye’yi görmek 86 milyon vatandaşın anasının ak sütü gibi hakkı olmalı…
Aksi halde, bu kafayla devam edersek, müeyyideler sert ve çözüm odaklı olmaz ise bundan sonra ne yiyeceğimizi aşikâr biçimde karşımızda duruyor… Yerseniz!













