Hiddet ve şiddet bitmiyor. İş zıvanadan çıktı resmen.
Hayat pahalılığı, enflasyon, siyasi çekişmeler derken gazetelerde ekranlarda bile yer bulma adına tek satıra sıkışmış sayısız şiddet haberi çıkıyor karşımıza.
Hemen hemen her gün aynı ve benzeri dramlara tanıklık ediyoruz da hiçbir şey yokmuş gibi davranıyoruz. Bir de yaftalamayı seviyoruz. Kadına şiddet… Erkek şiddeti gibi… Oysa gücü gücü yetene karşı şiddete başvuruyor.
Toplumsal hatlarımız kesik kaç zamandır. Bir de pandemin insanlığın ruh sağlığını kökten sarsmasıyla hazin bir noktaya geldik.
E zaten biz her koşulda şiddet sevmiyor muyuz?
Spor müsabakalarında bile, “Vur, kır parçala, bu maçı kazan” zihniyeti egemen değil mi bu toplumda?
Sonra ne oluyor, sanki bu insanlar biz değilmiş gibi ikircikli bir tutum sergilemeye devam ediyoruz hep birlikte; yani işimize geldiği gibi davranmakta fevkalade mahiriz.
Bakın mesela, dün Develi’den bir cinayet haberi düştü.
Kadına şiddet diyerek, genel geçer şiddeti sınıflandırma derdine düşünler bu işe ne der bilemem ama bu kez roller farklıydı bir cinayette. Kadın, 6 çocuğunun babasını kalbinden bıçaklayarak öldürdü. Bu durumu, bir haberci olarak “Kadın şiddeti” diye mi vermemiz gerekirdi; alsa ve kata… Demem o ki, sorun kadın veya erkekte değil. Toplumun topyekûnunda fay hatları gergin. Hal böyle olunca, kavga, darp, cinayet bu ülkenin günlük rutinine döndü. Evet, eskiden de benzer haberler her yerdeydi ama son dönemde hiç olmadığı gerginlik yüklü günlere tanıklık ediyoruz.
Aslına bakarsanız, meselenin ıskaladığımız tarafı şu: Şiddeti kadın-erkek diye ayırma kolaycılığına dahlettikten sonra kenara çekilip seyretmek, birçoğumuzun işine geliyor. Herkes zarfa bakıyor, mazrufu soran yok. Kişiler kimlikler üzerinden ayrım yaparak, bir yere varmayı ummak, kimse kusara bakmasın ama yetersizliğin dışavurumudur.
Toplum olarak, insafı, izanı, sağduyuyu, empatiyi, hoşgörüyü ve bununla birlikte insanlığımızı kaybedeli çok oldu. Bunları yerine koyamadığımız müddetçe de havanda su dövmeye, günübirlik gündemlerle daha çok ‘av vah’ üzerinden yol yürürüz.
Her şey berrak, açık ve net: Bu ülke insanının şiddet diye bir sorunu var ama kimse ne ilgileniyor, ne de çözüm yolu arıyor. Artık bunu anlayalım!













