Hadi en hafif tabirle başlayalım; Pazar günü Kayserispor-Giresunspor maçında yaşananları aymazlık olarak niteleyelim, sonra da sebebini sıralayalım…
RHG Enertürk Enerji Stadı olarak ismi değiştirilen bizim Kadir Has’ta yaşananları, bir tık daha ileri taşırsanız, insanlık suçuna girer resmen. Sayısız şikâyet telefonu aldım, çevrem civarım hep aynı şeyi aktardı: İnsana zulüm ancak bu kadar olur.
Niçin sorusunu yöneltmeden çoktan anlatmaya başladılar.
Spesifik olarak örnek vermek gerekirse; doğu üst tribün için elinde bileti, pasolig’i olanlar maça bir saatten fazla zaman varken 12-16 no’lu kapılar civarında beklemeye koyuldular… Sıcak ve hava koşulları zaten malûm…
Bu bekleyiş gerginliğe dönüşürken, yani insanlar da sinir katsayısı tavan yaparken, o da ne; açıla açıla tek bir kapı açılmaz mı? Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını…
Kardeşim, yaşlısı var…
Çoluğu, çocuğu var…
Haliyle bu durumun ardından balık istifi şeklinde öbek öbek insan çilesi görüntüleri ortaya çıktı. Bağıran, çağıran, derdini duyurmaya çalışan çoktu ama duyan yoktu. Netice itibariyle, hem fiziksel, hem psikolojik işkenceden geçti stada gelenler.
Açılabilen tek kapıdan birbirlerini eze eze mesafe kat etmek suretiyle, çileyle başlayan maç izleme yolculuğu, henüz bitmedi… Sonrasında kapıda başlayan ağır eziyet, bu kez turnikelerde yaşandı.
Şimdi siz zannediyorsunuz ki, kapı önünden başlayan ve turnikelere kadar devam eden bu eziyet yolculuğunda stada girenler rahat nefes aldı… Yok, tam tersi bir durum hâsıl oldu; bu kez de su gibi olmazsa olmaz bir ihtiyaç, büyük problemi beraberinde getirdi. Bahsettiğim o koskoca alan içinde yalnızca bir adet küçük çaplı kantin hizmeti veren alanda, resmen curcuna yaşandı. Suya ulaşmak için inanılmaz bir mücadele ve izdiham vardı. Hatta su alamadığı, suya ulaşamadığı için ağlayan çocuklardan bahsedildi bana.
Bakın bunları niye yazıyorum biliyor musunuz; azıcık edebi, adabı olanlar ve buna sebebiyet verenler utansın diye. Cehennem sıcaklarının yaşadığı şu günlerde bin bir zorlukla maça gelenlere bir sorun bakalım, aynı koşullarda bir kez daha orada bulunmak isterler mi? Cevabı benden beklemeyin… Sorun ve yanıtınızı alın…
Daha fazlasını da ifade edeyim… Sayın Vali Gökmen Çiçek’in 16 ilçeyle kontak kurması, STK’ları harekete geçirmesiyle ortaya çıkan dolu stat görüntüsü, bu saatten sonra tarihe karışmak üzere. Özellikle ve altını çize çize vurguluyorum ki, bu işin müsebbipleri kim ise, bedelini ödesin diye. Kayserispor’u sevenlere Pazar günü yaşatılanları ‘ayıptır, yazıktır’ diye nitelemek dahi kifayet etmez. Bunun adı düpedüz öngörü yoksunluğudur. Hatta ve hatta Vali Çeçek’in taraftar projesini sabote etmektir!
Bu işin ne izahı var, ne de mizahı…
Diğer bir durum var ki, Allah muhafaza çok daha büyük sıkıntılara gebe… Yumurta ağzına gelince meselesinde olduğu gibi, taraftar tek kapı önünde birikince saçma sapan bir çözüm üretme modeli, yarın bir gün onarılmayacak yaraları beraberinde getirir… Nedir bu denli önemli mevzu derseniz, stada gelen insanlar birinkince ve sayı artınca hiçbir güvenlik noktasına geçmeden içeri girmesi demek, aklını peynir ekmekle yemenin öz Türkçesidir. Binlerce insanın hiçbir güvenlik duvarı olmadan içeriye alınması neye tekabül eder, sorarım size…
Bir… Binlerce taraftara yaşatılan eziyet…
İki… Hiçbir güvenlik kontrolüne tabi tutulmadan stada alınan insanlar…
Bu iki konu, ilgilileri yakar, demedi demeyin kardeşim.













