Türk Dil Bayramı’nı kutladık dün; bazıları hariç!
Malum bir güruh var, Türk’e ve Türklüğe karşı sürekli bir alerji taşıyan.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan ve kimliğini taşıyor olmasına karşın Türk ile derdi olanlar her dönemde karşımıza çıkmıştı ama son zamanlarda gemi hayli azıya aldıklarına tanıklık ediyoruz. Ne yazık ki, Türk yurdunda mülteci istememek bile suç isnadına dönüşmüş vaziyette. Hüseyin Nihal Atsız’ın ‘Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü’ günlerinden geçiyoruz sanırım…
Bilmem dikkatinizi çekiyor mu, şu sıralar sanki bir yerlerden düğmeye basılmış gibi bir Türk düşmanlığı aldı başını gidiyor… Türk vatanında-toprağında yaşayıp da bu denli ihanetin içine girenler, karşımızda arz-ı endam ediyor… Hatta işi iyiden iyiye zıvanadan çıkararak, “Araplar ile aynı milletiz” korusunda iş başı yapanların sayısı hiçte azımsanacak gibi değil. İbretle izliyoruz.
Pek ala bunlar kim olabilir hiç düşündünüz mü?
Türk milliyetçiliğinin kilometre taşı rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, 8 Haziran 1970 yılında Marmara Üniversitesi Öğrenci Lokali’nde bakın ne demiş:
“Her kim ki Türk'e, Atatürk'e düşmandır, biliniz ki onlar; Malazgirt'te, İstanbul'un Fethinde, Çanakkale'de, İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu'da kalmış tohumlarıdır.”
Tescilli Türk düşmanları köşe başlarında her kurdukları cümlede arsızlığa sirkat banarken, herkesin oturup sus-pus olmasını bekleyenler fena halde yanılır. Şuhedanın canıyla, kanıyla vatan yaptığı bu toprakları sahipsiz sanmak ve ulus devleti ortadan kaldırmak adına fitne tohumları saçmak ancak ve ancak müptezel, satılmış, tasması dışarıdan tutulmuş olanların üç paralık müptezel tavrından öte yol alamaz.
Türk Dil Bayramı’ndan bu noktaya gelmek bile başlı başına sıkıntılı bir vaziyet. Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun ilk kurultayının toplandığı gün olan 26 Eylül 1932 ülkemizde Dil Bayramı olarak kutlanmasına bile engel olacak türedileri gördükçe içimiz acıyor ama biliyoruz ki, Türkiye Türklerindir.
Zaten Türk ve Türkçe düşmanlarına karşı MHP Lideri Devlet Bahçeli en net ve sert biçimde duruşunu gösteriyor:
“Türkçe, var oluşumuzun teminatı, bağımsızlığımızın ebedi güvencesidir. Dilde başlayacak bir çözülmenin, dile sirayet eden bir çürümenin milli mukavemeti kıracağı, dayanışma ve kardeşlik ruhuna zarar vereceği hiç tartışma götürmez bir gerçektir. Türkçeden taviz istiklalimizi riske atacaktır ki, buna da asla müsaade edilmeyecektir. Türk milleti çetin günlerden, zorlu süreçlerden, bedeli yüksek bir dönemden geçmektedir. Milli varlığımızı tehdit eden, istikbalimizi tehlikeye sokan karmaşık ilişkiler serisi, kaotik gelişmeler dizisi tüm boyutlarıyla karşımızdadır. Geniş ve büyük bir coğrafyada varlık, birlik ve dirlik mücadelesi veren Türklük şuuru her şeyden evvel sahip olduğu tarihsel ve kültürel zenginliklerle saldırılara direnmektedir. Bu zenginliklerin en başında, hatta kaptan köşkünde güç kaynağımız, bekamızın güvencesi güzel dilimiz Türkçe bulunmaktadır. Dil, bir medeniyet alameti, bir millet hazinesi, bir kültür vahasıdır. Elbette Türk milletinin dili Türkçedir. Kaldı ki bu ezeli hakikat hiç değişmeyecektir. Türkçe, var oluşumuzun teminatı, bağımsızlığımızın ebedi güvencesidir.”













