‘Allah’ım aklıma mukayyet ol günleri’nden geçiyoruz şu sıralar: Üzülmemek elde değil.
Neyi, nasıl izah etsek bilemiyorum.
Gördüm, hepiniz gördünüz; ayçiçek yağının nasıl yağmalandığını, tut şunun ucundan götürelim abi kıvamına gelerek, üçer beşer kapış kapışa gittiğini.
İşte o görüntüler ibret ve utanç vesikasıdır.
Ve üzerinde 1001 kere düşünülmesi gerekir.
En önemlisi, “Ne oldu bize ve nasıl bu hâle geldik” diye defaatle sormamız, irdelememiz gerekiyor.
Türk insanını, yani bizi biz yapan, kalender, alçakgönüllü, yalnızca kendisini değil, ülkesini, arkadaşını, komşusunu, hâsılı herkesin iyiliğini isteyen kişi sayısı ciddi manada fazlayken, sahi ne oldu bize?
Ne oldu da insanlığı bıraktık, Ayçiçek yağının etrafında kümelendik?
Aç gözlülükle, tüm yatırımını mideye yapan insan sayısı hiçte küçümsenmeyecek orana ulaşmış benim güzel memleketimde… Yahu arkadaş Ukrayna savaşın ortasında, şu bizim Ayçiçek yağı kaptı kaçtısı benzeri tek kare fotoğrafa tanıklık etmedik…
Biliyoruz ki, orta yerde bir ahlak sorunu söz konusu. Aslına bakarsanız yıllardır bu böyle.
İnsanlar fırsatçılığa doğru koşar adım giderken, ‘yaşasın kötülük’ etrafında da ciddi biçimde birleşiyor.
Bu ortaya çıkan resim, Türk toplumunun dışa vurumudur; biziz, yani hepimiz…
Koş makarna bitiyor, yüklen yüklenebildiğin kadar istifle; aksırıncaya, tıksırıncaya kadar.
Ayçiçek yağı stoku azalıyor, aman koş kimseye bırakma, evinde depola da depola…
Koş vatandaş koş, fırsatçılığını deklare etme adına koş, gerisi boş(!)
Ramazan gelir, sebze, meyve fiyatları artar…
Deprem, sel felaketi yaşanır ev kiraları uçar gider…
Bulduğu her fırsatı yalnız kendi cebine endeksleyen insanlar bütünüyüz hepimiz ve Türkiye’yiz biz işte…
Daha ne olsun sözün bittiği yerdeyiz…













