Ankara merkezli 20 ilde düzenlenen "Benjamin" isimli sahte para operasyonumda 96 kişi yakalandı, şüphelilerin piyasaya yaklaşık 5 milyon lira değerinde sahte döviz ve Türk lirası sürdüğü belirlendi. Örgüt yöneticilerinden Cemal Durdubaş'ın ürettiği sahte para ile aldığı sahte içkiden zehirlenerek öldüğü ortaya çıktı.
Dün birçok internet sitesi ve gazetede yer alan bu haberi okudunuz mu, bilemiyorum… Lakin ülkemizin eşlik ettiği günlerin en net özetidir.
Adam sahte para basıyor… Sonra o sahte parayla sahte içki alıyor, sonuç; ölüm…
Fıkra olarak anlatsanız kimsenin inanmayacağını hadise, bizzat hayata geçiyor benim güzel ülkemde.
Ne hazindir ki, önümüz, arkamız, sağımız, solumuz sahtelik ve sahtekârlıkla yüklü.
Gülüşler sahte…
Davranışlar sahte…
Dostluklar sahte…
Hâsılı kılık kıyafetten tutun da, hayatın her bir yanına sirayet eden her şey sahte oğlu sahte bu düzenin içinde.
İşin daha da kötü olan tarafı, kahir ekseriyet olarak hepimiz besleniyoruz sahtelik ve sahtekârlıklardan.
Herkes herkese karşı, ikircikli ve yapmacık…
Nabekârların dünyasında madrabazlık günümüzün geçer akçesi. Onun için gözünü sevdiğimin Türkiye’sinde sahte parayla sahte içki alıyoruz; sonucu ölümle noktalanan. Hâlâ ve ısrarla anlamıyoruz, anlamak istemiyoruz yaşadığımız maskeli balo günlerini…
Oysa gerçek şu ki; bizler aynı bağın üzümüyüz…
Ve gerçekleri görmezden gele gele, sahte ve sahteciliğe, yani kalp ve kolpaya prim vere vere geldiğimiz yerin adıdır bu yaşadıklarımız.
Hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk ve benzeri ne varsa, pişkin pişkin sırıtarak ve görmezden gelerek, bizi biz yapan ne kadar güzel değerler silsilesi varsa elimizin tersiyle itmedik mi?
Şimdi hep birlikte oturup ağlaşıyoruz, ne oldu bize diye?
Bizim insanlığımız da, sahte mi ne?













