Olan-bitenin karşısında ‘yokmuş’ gibi davranmak, “Bana ne” demek gibi bir duyarsızlığın zirve yaptığı vıcık vıcıkların egemen olduğu düzenin içinde, gerçekleri anlatmak ne fayda.
Toplumsal duyarlılık yerlerde, ayaklar altında ama körler, sağırlar birbirini ağırlamakla meşgul.
Tüm değerlerin yerle yeksan olduğu iğrenç günlerden geçiyoruz; en büyük vahamet karşısında bile kimsenin kılı kıpırdamıyor. Zira tüm değerlerimizin için boşaltışmış, son kullanma tarihi geçmiş konserve gibi çöpe atılmış, bize de seyretmek düşüyor…
Cehaletin şahikasını yaşayanların ahkâm kestiği düzenin içinde boğuluyoruz da kimsenin haberi yok.
Alın size nasıl insanlara dönüştüğümüzün en basit örneği:
Konya’da 2 koyun ve 1 keçiyi kaybeden İ.B. (22) adlı erkek çobanı döven ve tecavüz eden sürü sahipleri İ.K. (42) ve H.O. (37), 14 yıl 8’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Şüpheliler, çobanı tehdit etmek için saldırıları cep telefonuna kaydetti. Arızalanan telefon sayesinde olay ortaya çıktı.
Bitti mi, bitmedi tabii ki... Erkek çobana tecavüz eden ve bunu da cep telefonuyla kaydeden bu iki ahlaksız daha sonra ne yapmış derseniz, sıkı durun şimdi: Tecavüz farklı zamanlarda tehdit yoluyla devam ederken, mağdur çobanın ifadesini dikkatli okuyun lütfen:
“Kaybolan koyun ve keçinin parasını benden istediler. Veremeyeceğimi söylemem üzerine ikisi de bana cinsel saldırıda bulundular. Beni buna mecbur etmeye çalıştılar, cep telefonuyla kaydettiler. Karton kâğıt üzerine bir sözleşme imzalattılar. Kur’an-ı Kerime el bastırarak 'Ablamı ve annemi de size getireceğim' diye yemin ettirdiler. Beni dövdüler ve şikâyetçi olursam görüntüleri sosyal medyada yayınlayacaklarını söyleyerek şantaj yaptılar. Zaman zaman kadın kıyafetleri de giydirerek cinsel saldırıda bulundular. O yüzden şikâyetçi olamadım.”
Farkında mısınız, bu iğrenç müptezelliğe bir de Kur’an-ı Kerim’e alet etmiş iki insan müsveddesi…
Ardından da mahkemede “Şeytana uyduk” diyorlar… Ulan şeytan size görse ne yapacağını şaşırır…
Ne yazık ki, işte tam da, “Ne günlere kaldık” ifadesinin hayata geçtiği yerdeyiz. İnanması güç ama kötülükte yarışanların, kaltabanların hızla arttığı zaman dilimlerine iğrenerek tanıklık etmek durumunda kalıyoruz.
Üzgünüm ama söylemeliyim; hayatın her alanında ahlaksızlığın prim yaptığı raydan çıkmış bir ülkede yaşıyoruz ve bunu da farkında olarak/olmayarak içselleştiriyoruz.
Ne diyordu üstat Cahit Zarifoğlu: Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle kemiğimle nefret ettim…
Sözün bittiği yerdeyiz zahir…
Yılın son günlerine gelmişken, daha fazla zıvanadan çıkmanın âlemi yok. 2023’ü uğurlarken, 2024 adına herkese, hepimize kan ve gözyaşının dindiği, barışın egemen kılındığı adil bir dünya diliyorum.













