Türkiye’nin haliyle Kayseri’nin de sığınmacılar diye bir açmazı söz konusu ve bunların bir bölümü günlük hayata bir biçimde damga vuruyor.
Muazzam anlamda hoyratlık düzeyinde hareket ediyorlar. Sığındıkları ülkenin kültürüne, diline, örfüne, âdetine, ahlak yapısına entegre olmayı denemek yerine, kafalarına göre yaşamayı tercih ediyorlar. Gettolaştıkları da cabası. Hâl ve minval bu yöne kaydığı için mülteci rahatsızlığı toplum içinde giderek artıyor ve derinleşiyor.
Savaş vardı, evet…
İnsani bir tavırdı, evet…
Kucak açmamız gerekiyordu evet…
Lakin bu misafirlik sahiden de çok uzadı artık,
Bakıyoruz, her fırsatta mülteci sayıları açıklanıyor. Devletin açıkladığı rakamlar üzerinden yol aldığımızda bile bu işin uzun vadede Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası adına büyük bir problem teşkil ettiğinin altını çizmek şart; fakat şirazesi bozuk günlerden geçiyoruz ve görüyoruz ki, gerçekten de at izi, it izine karışmış.
Bu ülkede ne ararsanız var; Suriyeli, Afganı, Afrikalısı ve diğerleri ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına göre üreme hızı misli misli yüksek. Yani önümüzdeki 10-20-30 yıla baktığımızda ve iz düşümünü rakamsal olarak yansıttığımızda sıkıntılı bir vaziyet ile karşı karşıya kaldığımızı ısrarlı biçimde görmemek için kör olmak gerekir.
Malum, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde de bu konu ciddi ciddi tartışıldı. Zafer Partisi başta olmak üzere, muhalefet kanadı mültecilerin evlerine dönmesi adına 1 yıl içinde gerekenin yapılacağını dile getirdi. Sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da mültecilerin dönmesi adına adımlar atılacağını vurguladı.
Elbette şimdi sıra icraatta. Vatandaşın çok önemli bir bölümü sığınmacıların dönüşünü bekliyor ve istiyor.
Siz bakmayın işin medya ayağına yansımadığına… Birçok adli vakanın içinden sığınmacılar çıkıyor. Sahillerde, parklarda, aklınıza gelen sosyal alanların tamamında inanılmaz bir rahatlık içinde bizim kültürümüze, örfümüze aykırı ne varsa gönül rahatlığıyla sergiliyorlar… İster istemez düşünüyorsunuz; bunlar bugün böyleyse, yarın artan nüfuslarıyla neler yaparlar neler?
Bakın, ekonomi bugün bozuk, yarın düzelir. Dert değil. Türk milleti bu konuda şerbetlidir. Ancak eğer kültür yapımız bozulursa, işte bunu onarmak mümkün olmayabilir. Türkiye’nin geleceği adına öncelik ekonomi değil, mülteciler olmalıdır, ülke bu kamburdan kurtulmalıdır.













