Şaşaayı severiz.
Mevki makama kim gelirse gelsin çiçekti, böcekti; vıcık vıcık kuyruklar oluşur. İlgili ilgisiz, samimiyetli samimiyetsiz kim varsa geleni güzel ağırlar benim memleketim.
Sevgilerini sunarlar âlây-ı vâlayla…
Koltukta kaldığı, koltuğu koruduğu müddetçe aynı manzaralar biteviye tekrar edilir durur. Görev bitip koltuk gidince her şey tersyüz olur. Giden gittiği ile kalır, hatta dün el etek öpenler, arkadan teneke çalma moduna geçerler ve yeni gelenler için sıraya girerler. Yıllardır aynı hikâyeyi çevir çevir okuruz.
Hemen hemen hayatın her alanında bu böyledir. Futbol takımları ve futbolcular için de tıpkıbasım işlere tanıklık ederiz. Mesela yeni transferler ve yeni başkanlar genellikle çiçekler eşliğinde omuzlarda karşılanır ama giderken bırakın veda etmeyi sinkaflarla yol verilir. Bu Türk toplumunun tefritle ifrat arasında şıkışıklığın en açık tezahürüdür vesselam.
Sınır tanımayan yalakalıklar diye bir başlık açsak, ne cevvaller var(!) memleket topraklarında…
Her yer abartı, her yer “Ye kürküm ye” üzerine kurulu düzenden ibaret. Ne liyakate, akla, bilime bakan var, ne de kariyere. En iyi ve en hızlı yalakaların köşe başlarında bağdaş kurduğu bir düzenin içinde bu devran sanki hep böyle dönecek gibi… Baksanıza, gelene ağam, gidene paşam sistematiğinin içinde tencere yuvarlanıyor ve bir biçimde kapağını buluyor.
İkiyüzlü ve dahi ikircikli histeri arasında koşturmaktan nefese nefese kalanlar, her dönemin adamı olmayı garanti altına alırken, donanımlı, başarılı, bilgili, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kişilerin yüzüne tüm kapılar kapanıyor nedense?
Ve insanların büyük çoğunluğu hâlâ hiçbir şey olmamış gibi davranıyor şimdilerin geçer akçesi iki söze sırtını yaslayarak: Bana dokunmayan yılan bin yaşasın… Bal tutan parmağını yalar.
İşte bu sözlerde bana dokunuyor.
Ve tabii olarak çok şey elimizin altından kayıp gidiyor da haberimiz olmuyor.
Israrla saçmalamaya devam ediyoruz vesselam.
Çağ kapatıp çağ açan ecdat Fatih Sultan Mehmet sahi ne diyordu ve kime diyordu:
Aklı öldürürsen, ahlak da ölür.
Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.
Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür.
Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür. (Arşiv)













