Bir cinnet ruh hali aldı başını gidiyor.
Son zamanlarda hiç olmadığı biçimde adli olaylarda artış yaşanıyor. Toplumun fabrika ayarları bozuk mu bozuk. Gün geçmiyor ki, ‘eyvah eyvah’ diyeceğimiz türden vaziyetler karşımıza çıkmasın.
Dün bir, bugün iki Kayseri’den sıcağı sıcağına örnekler verelim:
-Kayseri’de yabancı uyruklu 6 kişi, yine yabancı uyruklu bir ailenin evini bastı, bir kişiyi bıçakla ağır yaraladı. Diğer aile fertleri ise enterne ederek, ziynet eşyası para ve varsa aldı ve kaçtı. Sonrasında polisin titiz takibi sonucu bereket versin yakalandı.
-Yer yine Kayseri, Cumhuriyet Meydanı… 17 yaşındaki bir genç, yoldan geçen ve tanımadığı iki kişiye bıçakla saldırdı. Saldırının içinde bir husumet veya tartışma yok. Bıçağını çekti, birini sırtından ağır şekilde, diğerini ise bacağından yaralayan genç sırra kadem bastı. Tabii ki polis yine gereğini yaptı ve yakaladı kendisini…
Kayseri’de iki günde yaşanan ve akıllara durgunluk veren iki olaydan kısa çekim kesitler sunduk. Meseleye polisiye tarafından baktığımızda hiçbir sorun yok, hatta başarı söz konusu. Fakat toplumsal olarak ciddi bir çizgi dışına çıkma, buhran, bunalım ve beklenmeyen davranışlar bütünü karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki bu haller artık sıklıkla yaşanıyor. Eğer bu durumu vakayı adiyeden gibi bir yaklaşımla değerlendirirsek, büyük hata yapmış oluruz. Pandemiydi, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı derken, toplumsal izan bu toprakları çoktan terk etmiş de haberimiz olmamış…
Zor günlerden geçiyoruz; bu doğru ama insani değerlerimiz sürekli eksiliyor. Her şey normale dönse bile mutsuzluklar ülkesi olma yolanda koşar adım yol almaya devam ediyoruz. Ruh sağlığı yasası mı, başka önlemler mi bilmiyorum ama Türk toplumu adına sürdürülebilir günlerden geçmediğimiz kesin ve net.













