Sıcaktan daha da sıcak günler yaşıyoruz.
Zamlar ayrı, sıcak ayrı çarpıyor bu mevsimde.
Mevsim yaz filan demişken… Her insanın bir mevsimi vardır mutlaka... Dönem dönem değişik mevsimlere yolculuklar olsa da, birisi, bir tarafınıza çöreklenir kalır ve hep karşınıza çıkar...
Yaşanmamış, yarım kalan şeyler vardır ya... Aslında, hepimizin bir tarafına değmiştir, ya da yaslanmışızdır kırık kalpler kulübüne...
Özlemler...
Hasretler...
Kalpte dinmeyen sızılar yalnızca giden sevgilinin arkasına mıdır sahi?
Evet, belli bir yaşta böyle hissedilir...
Lakin zaman içinde, hayatın yalnızca sevgiliden ibaret ve ona endeksli olmadığı gerçeği bir biçimde kafanıza “dank” eder...
Bu kez geçip giden yılların sızısı boğar sizi…
Özlemler...
Hasretler...
Bir başka biçimde kavurur...
Ruhsal dünyanızdaki med-cezirlerin, omuzunuza çok daha ağır yük olarak bindiğinin farkına vardığınızda yolun yarısını geçmiş olma gerçeği yüzünüze bir tokat gibi iner.
Hayat bir gemi,
dünya bir liman
Her limanda inen de olur,
Binen de olur inan ki
Yarılanmış yolum saki,
gidecek sen misin sanki?
Bu dizeler kime aitti tam bilmiyorum...
Fakat paylaştıklarıma ışık tutması adına iyi bir tercüme oldu diye düşünüyorum...
Hayat gerçeğini tam yerinden hissetmemiz adına, yılların potada erimesi şart mıdır bilemiyorum. Ama yaşanmışlıklar insana her şeyi berrak biçimde anlatıyor kesinlikle.
Ezcümle, Japonların dediği gibi; Önemli olan hayatın çizginizin uzunluğu ya da kısalığı değildir. Önemli olan niteliğidir.













