Şuraya bir 50 Türk Lirası banknot bıraktık ki, yazdıklarımız daha net anlaşılsın diye…
Bugün gördüğünüz 50 lira ile artık bir paket sigara alamıyorsunuz. Zira dün zam geldi.
O zaman tane tane ifade edelim. Öyle çok geçmişe filan götürmeye de niyetim yok sizi. 5 yıl önce 50 liranız varsa 5 paket sigara alabiliyordunuz. Diğer bir deyimle, 50 liranız 10 dolar ediyordu… Bugün cebinizde 10 dolarınız varsa, karşılığı 284 lira… Alım gücü 5 yıl içinde 5’ten 1’e düşmüş. Yani 4’ünü enflasyon yemiş bitirmiş… 5 yıl önce Bulgar Levası 2.40 kuruştan, bugün 16 lira kapısına dayanmışsa, eriyen paramızı daha berrak biçimde nasıl anlatabiliriz ki?
Ülke olarak geldiğimiz yeri algılama adına basit bir hesap bizimkisi; mesele şu ya da bu değil. Bu ülkede sahici, derin ve her kesimi etkileyen bir hayat pahalılığı var. Anlatmaya çalıştığımız da gerçeğin bizatihi kendisi ve insanların en büyük korkusu da belirsizlik. Ekonominin dümenindeki isimlerden daha net ifadeler bekliyorlar. Yapılan açıklamalar ile hayatın gerçekleri örtüşmüyor. Haliyle evdeki hesap çarşıya uymayınca sıkıntının dozajı büyüyor.
Ekonomiye dair büyük bir mesele olduğu gerçek. Kimse bunu reddetmiyor. Hayat pahalı, enflasyon dar gelirli-orta gelirli demeden ateşiyle yakıyor. Buraya kadar da tamam… Vatandaşın beklediği ise somut, elle tutulur ve gerçekçi-inandırıcı tavırlar. Örnek verirsek, “İşçiyi, emekliyi, memuru, çalışanı enflasyona ezdirmedik” deyince olmuyor, gerçeklerle örtüşmüyor.
Yurdum insanı 21 yıldır her defasında güvenoyu verdiği ve sorunları çözeceğine inandığı iktidardan cepteki yangını söndürmesini istiyor ama kurulan cümlelerle değil, reel biçimde. Kısacası beklenen laf değil, icraat.













