Döviz almış başını giderken, etiketlere zam yapmaktan bitap düşenler vardı; aylardır aynı filmi başa sarıp izlemek zorunda kaldık.
Zam üstüne zam binerken…
Vatandaşın beli bükülürken…
Piyasalarda belirsizlik hali hâkimken…
İktidar erki, döviz garantili TL hesabı üzerinden hamlesini yaptı ve beklenen oldu. Birkaç gündür döviz belirle seviyede seyrediyor, şimdilik bir sorun görünmüyor…
Pek âla, dolar 18 lirayı aşarken bindirim üstüne bindirim yapanlar, 12-13 lira seviyesinde yaptıkları zammı geri aldılar mı?
Ne mümkün…
Fiyatlar aynen, bildiğiniz-bildiğimiz seviyede kaldı…
Kur 18’ken de, rakamlar aynıydı, şimdi de öyle…
Bakınız fiyatları geri çekmesi gereken kim veya kimler varsa, uyuma; kulağının üstüne yatma modunda…
İyi de arkadaş, dün döviz artışını gerekçe göstererek, saniye hızında zam yapıyordunuz, şimdi ne oldu?
Aslında olan biten belli; bu ülkede her dair fırsatçılar olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir… Mübarek Ramazan ayı gelir, sebze meyve fiyatları resmen zıplar, herhangi bir üründe taleh yoğunluğu olmayagörsün, anında fiyatlar katlanır. Anlayacağınız her türlü herze yenir, sonra hiçbir şey olmamış gibi ağızlar yıkanır ve bildik ikircikli yaşan tarzına geri dönülür.
Kime sorsan din iman üzerinden yol alır… İyi güzel hoşta kardeşim, fırsat bulan birbirinin üzerinde böyle tepindiği müddetçe, düşman aramaya filan gerek yok.
Evet, ekonomi kötüye gidebilir…
Evet, insanlar geçim sıkıntıyla baş başa kalabilir…
Fakat dönemin, düzenin fırsatçılarına ne demeli?
Büyüğünden küçüğüne kim varsa kör tuttuğunu öper misali yol alıyoruz, sonra da hep birlikte ağlaşıyoruz!
Kimse kusura bakmasın ama bunları yapan biziz, biz… Yani içimizden birileri ve ne hazindir ki bu tiplerle aynı havayı teneffüs etmek durumunda kalıyoruz.













