Ülke, terör devleti İsrail’in Filistin’e karşı uyguladığı soykırıma, mezalime odaklanmış vaziyette haklı olarak. Kendi topraklarında insanlık dışı zulümle karşı karşıya bir halk; dünya da oturmuş seyrediyor. Haliyle yürekler paramparça.
Gözümüz, gönlümüz Filistin’de elbette, bir taraftan da hayat devam ediyor etmesine ama geçim sıkıntısı had safha zincirini çoktan kırdı. Enflasyonist baskı ve alım gücünün yerle yeksan olması orta-dar gelirli grubunu resmen tuş etti. Hangi rakam, hangi doğruyu işaret ediyor içinde birçok şüphe barındırırken, bir sohbet en önemli verileri önümüze koydu.
İki emlakçı arkadaşımla (Birisi Hürriyet Mahallesi, Diğeri Talas’tan) genel geçer muhabbet ederken ortayı çıkan durum yürek burkmanın da ötesine geçti. Emlak-konut endeksli konuşmadan dökülen rakamlar resmen beyinleri dumura uğratacak cinsten. Bakın mesela, Hürriyet-Yeniköy civarında ortalama oturulabilecek konukların kiraları aylık 9-12 bin lira civarında seyrediyor. Talas için bu rakam 9 ile 14-15 arasında git gel durumunda. Bir tık aşağı seviyede kiralanabilecek evler var ama en genci 30-40 yaşında binalar, varın gerisini siz hesap edin…
İki normal, ortalama mahalle-semtten aldığım bu rakamlardan sonra yüzümü başka yerlere çevirme gereği bile duymadım. Çünkü daha konforlu bir yaşam alanı isteyenler için burada yazmaktan imtina edeceğim rakamlar çıktı karşıma… Arkadaş, asgari ücretin 11 bin 400 lira olduğu bir düzenin içinde, minimum, yaşanabilecek bir evin kirası 9-12 civarında seyrediyorsa, TÜİK-MÜİK rakamına ne hacet. Bu ülkede yoksulluk tavan yapmış demektir ve elbette bu sürdürülebilir bir koşul değildir.
Türkiye olarak çevremiz zaten ateş çemberiyken, iç bünyede yaşanan ekonomik sıkıntıların bir biçimde hal yoluna konulması gerekiyor. Aksi takdirde toplumsal manada başıbozuk günler kapımızı ha çaldı, ha çalacak… Zira hemen her gün ülkenin bir yanından gelen ev sahibi-kiracı kavgaları almış başını giderken, iktidarın orta yerde duran bu halleri görmezden gelmek gibi bir tavır içine girmesi, sıkıntıyı daha da büyütmekten başka bir işe yaramaz.
Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladığımız şu günlerde iç bünyede dayanılmaz bir hayat pahalılığı ve bunun kıvılcımlarını yazmak durumunda kalıyorsak, bir kere değil iki kere düşünmekte, bununla birlikte çözüm üretmek adına adımlar atmakta büyük yarar var. Aksi halde varılmak istenilen menzil yerine, çıkmaz sokağa doğru yol almış oluruz vesselam.













