Salgında yeni bir evre yaşıyoruz: 2019 yılından itibaren dalga dalga dünyanın dört bir tarafını sardı ve tüm insanlık etkilendi haliyle.
Son olarak Omicron belası çıktı başımıza. Bulaş oranının diğer varyantlara göre en az 20 kat fazla olduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin günlük vaka sayılarına baktığımızda da bu durumu görüyoruz. Her gün 100 binden fazla insana Kovit-19 tanısı konuluyor. Pandeminin ilk günlerinden itibaren böylesine uçuk kaçık rakamlarla ilk defa karşılaşmamıza rağmen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bu iş bitti bitiyor” manasına gelen cümleler kuruyor. Tabii ki tedbirli olmak noktasında da önemli vurgulamalar yaparak.
Doğal olarak Türkiye ile Kayseri’yi ayırmak mümkün değil. 100 bindelik dilime göre artış hızı deyim yerindeyse havada uçuşur noktaya taşındı. Kentte günlük pozitif tanı alan kişi sayısı bin 200… Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım üniteleri yine yeniden dolmaya, taşmaya başladı. Omicron resmen kol geziyor desek; abartmış olmayız sanırım… Galiba iş biraz da sürü bağışıklığına doğru evriliyor. Baksanıza, ne tedbir, ne başka bir şey, ‘saldım çayıra, Mevla kayıra’ günlerine eşlik ediyoruz.
Her ne kadar Bakan Koca’ya göre tünelin ucundaki ışık görünse de, bilim insanlarının bir bölümü aksi tezi savunuyor. Onlara göre, yeni bir varyant ortaya çıkabilir ve dünküleri mumla aratabilir. Daha keskin, daha etkili bir varyantın ortaya çıkması demek, yeni bir sıkıntılı süreci beraberinde getirir ve bilanço çok daha ağır olur; iddia bu yönde.
Ortaya çıkan bu tabloda aşı çözüm mü?
Dikkatle takip ediyoruz… Aşılılar da bu hastalığa yakalanıyor; bu net bir durum tespiti. Vaziyet böyle olunca, insanlar hatırlatma dozu da dâhil olmak üzere aşıdan imtina eder hale geldi. Zira çevresine bakınca, aşılıların da bu virüse yakalandığını görünce ister istemez bir tereddüt oluştu.
Şunu açık açık yazmakta yarar var: Evet, aşılılar da Omicron varyantına karşı boyun eğmek durumunda. Bilim dünyası da yeni varyantın eldeki aşı duvarını rahatlıkla aştığını ifade ediyor. Ancak bir gerçeğin altını da kalınca çiziyor: Aşı her koşul altında yoğun bakıma yatış sürecinin önüne geçiyor.
Kısaca anlatmaya çalıştığımız gibi kafalar karışık; biz her koşulda tedbirli olalım, bilimsel gerçekleri de takip ederek makul yolu bulalım.













