Kayseri’de kaotik bir gece yaşandı. Suriye uyruklu bir kişinin, Suriye uyruklu 7 yaşındaki kız çocuğunu istismar etmesi sonucu, olayın yaşandığı Eskişehir Bağları Danişment mahallesi, resmen savaş alanına döndü.
Doğrusu söylemek gerekirse, bu bir perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir durumunun bizatihi kendisiydi. Zira o bölge, Suriyelilerin yoğun biçimde yaşadığı gettoya dönüşürken, birçok zaman diliminde önemli gerginliklere tanıklık edildi. Yani bardağı taşıran son damla, küçük kız çocuğunun cinsel istismarı oldu.
Sonrası tam manasıyla, açmaza, çıkmaza dönüştü. Bölgede yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, önüne çıkan her şeyi, konuttu, otomobildi, iş yeriydi yaktı, yıktı. Sokak olayları saatlerce sürdü. MHP Milletvekili Baki Ersoy ve Şehrin mülki amirleri, ortak akıl ile mahalleye giderek vatandaşları sakinleştirmek adına büyük çaba harcadı. Kayseri, zor saatler geçirdi anlayacağınız.
İşkembeyi kübradan atmak, hamaset yapmak adına biz meseleyi doğru anlatalım. Orta yerde duran, yani yaşananların adı toplumsal patlamanın bizatihi kendisidir. Olan-biteni doğru okuyamazsanız, analiz edemezseniz, “Üç-beş Vandal” filan derseniz, hiçbir şeyi bilmiyorsunuz demektir. Tekrar kere tekrar tane tane anlatalım. Suriyelilerin kahir ekseriyette yaşadığı bu bahsi geçen mahallede zaten yıllardır gerginlik var. Bu gerginliğin kaosa dönüşmesi de, bırakın şu yaşananları basit olayda bile körükleniyor, alevleniyor.
10 yılı aşkın süredir Türkiye’de kalan Suriyeli sığınmacılar, bu ülkenin kültürüne ve yaşam biçimine entegre olamadı. Olma adına bir tavır göstermedi. Hal böyle olunca sık sık karşı karışa gelindi. Nitekim hiç tasvip etmediğimiz, yakma-yıkma eksenli bir gece geçirdi Kayseri. 10 polis yaralandı, 67 gözaltı yaşandı. Sabah olduğunda mahalleden gelen görüntüler, durumun ne denli vahim olduğunu bir kez daha göz önüne serdi. Demem o ki; bu tip toplumsal hareketler bu ülkenin birliği-dirliği adına ciddi kayıpları beraberinde getiriyor. Oysa sorunun çözümü gayet basit, Geri Kabul Anlaşması’ndan vaz geçilerek, Suriyeliler ve diğer geçici sığınmacılar, ülkelerine gönderilmeli. Aksi halde gelecekte demografik değişimle birlikte daha sıkıntılı günler kapımızı çalabilir. Bakın şimdi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının doğum hızı 1.5’te kalırken (Türkiye’de artık nüfus artmıyor) Suriyeliler’in doğum hızı 5.5 iken (TÜİK rakamı bunlar) herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli.
Kayseri’nin yaşadığı bu meşum gecenin ardından fikir sunma adına birçok ifadeye yer verilmeye devam ediliyor. Yabancı istihbarat ajanlarının yaşananlarda payı olabileceğinden dem vuruluyor. El Hak olabilir, ancak meselenin kaynadığı geçici sığınmacılardır. Bunu ıskalarsanız hiçbir yere varmak mümkün olmaz, olamaz…
Mülteciler gider, sorun biter. Ülkelerinde savaş da bittiğine göre bu misafirliğe kademeli olarak son vererek, onları yolcu etmek ülke adına verilmiş en doğru karar olur.













