Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde adım adım genel kurula doğru gidiliyor. Mali Genel Kurul var ama galiba seçim maddesi de eklenecek.
İki gün önce bahsi geçen konuyu kapsayan bir yazıyı bu sütunlarda paylaşmış, düşüncelerimizi ve yansımaları sizlere aktarmıştık. Nihayetinde bizimle aynı düşünceleri paylaşanlarla birlikte aksi görüşte olduklarını dile getirenler olmuştu.
Elbette herkes hayata aynı pencereden bakmamalı. Düşüncesini, çekincesini berrak biçimde ortaya koymalı. Zaten buraya kadar da hiçbir sorun yok…
Sorun şu: Nezaketi ve zarafeti kaybetmek…
Kim bu zarafeti ve dahi nezaketi kaybedenler derseniz, anlatalım da bilinsin.
Kayseri OSB’nin OSB Tv diye yayın yapan bir kanalı var. Bu köşeden düşüncelerimizi aktardığımız yazıyı almışlar, kendi mecralarından yayınlıyorlar. İyi de kardeşim, benim bundan haberim var mı?
Siz burada emek veriyorsunuz, yazıyorsunuz, çiziyorsunuz bir de bakmışsınız adam onu almış babasının malı gibi kullanmış… Bir dakika arkadaş... Hayırdır inşallah!
Kimse bizden böyle bir hoyratlığa sessiz kalmamızı beklemesin…
Sessizce geleceksiniz, emeğin üzerine oturacaksınız ve ne gazete ismi, ne de link verme, ne de izin alma gereği duymadan şakkadanak bu yazıyı paylaşacaksınız. Basit tabirle ayıptır, ayıp!
En basit yoldan anlatırsak, hepi topu bir telefon açarak “Bu köşe yazınızı kullanabilir miyiz?” diye sormanız yeterli. Başka hiçbir beklentimiz yok. Ancak ısrarla altını çizdiğimiz o nezaket ve zarafet kaybolunca, insanlar her yazılanı babasının malı gibi kullanma yüzsüzlüğünün içine giriyor.
Al, kopyala, yapıştır günlerinin medyanın içine ne denli sirayet ettiğini biliyoruz. Bu kadar kolaycılığın içinde, yazının sahibine “İzninizle” demek çok mu zor? Ya da ben OSB Tv’de çalışıyorum da haberim mi yok?
E tabii olarak nezahet diye bir kelimenin varlığı unutulunca, ortaya böyle densizce durumların çıkması kaçınılmaz hal alıyor.
İşin özü şu: Benim olanı, sen kendininmiş gibi paylaşamazsın vesselam.
Bir doz edep ve adap… Bir doz saygı; beklenti bu!













