Hiç kuşkusuz; son zamanların en kıymetli haberini okudum; buna ne kadar çok ihtiyacımız varmış meğer okuyunca fark ettim.
İhlas Haber Ajansı’nın Eren Kan imzalı haberinde her yeri insanlık kokan, iyilik yüklü kervan misali bir atmosferi teneffüs ettim. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olarak da, haberi hiç tereddüt etmeden, manşetten gördüm.
Kayseri’nin Melikgazi İlçesi Emine Akçakaya İlkokulu ana sınıfı öğrencileri, öğretmenlerinin teşviki ile İyilik Kumbarası Projesi kapsamında aralarında topladıkları paralarla tam 15 tekerlekli sandalye alarak, ihtiyaç sahibi engellilere teslim etti. Törende, öğretmenlerin duygu seline gözyaşları eşlik etti, iyilik yüklü müthiş anlara eşlik edildi.
Yaşları küçük, yürekleri hepimizden büyük o mini mini çocukların projesine layık bir tören düzenlendi. Öğretmenler, veliler, protokolden ciddi bir katılım vardı. Gönül hazinesi zenginlikte sınır tanımayan bu minik bedenler, büyüklere dahi örnek teşkil eden proje ile her türlü övgüyü ve alkışı fazlasıyla hak ediyor. Yıllardır gelişiyoruz teraneleriyle, unutulan insanlığa karşı bir kibrit çakan bu çocuklarımız ve öğretmenleri ve velileriyle ne kadar gurur duysak az.
Unuttuğumuz hasletleri,
Toplumsal paydaşlığıi,
Vicdanı, merhameti, gönül güzelliğini…
Dahası yardımlaşmayı, dayanışmayı, birbirimizle kucaklaşmayı öğreten bu çocuklar için ne yazsak az…
Kutuplaşırken psikopatlaşan topluma inat bu çocuklar öyle bir mesajla ortaya çıktı ki, projenin her yanından bal damladı. Peşin peşin emeği geçen başta öğretmenler ve aileleri olmak üzere, herkesi kutluyorum ve ellerim patlayıncaya kadar alkışlıyorum.
Bravo!
İğrençliğin, haysiyetsizliğin, karaktersizliğin paçalardan aktığı ve itibar gördüğü düzenin içinde verdiğiniz mesaj için hepinize teşekkürler çocuklar.
Yeri gelmişken buradan paylaşayım…
Türk sineması ve tiyatrosunun kilometre taşı sanatçı Ali Sürmeli, bir tv kanalına dünden bugüne kendi hikâyesini kapsayan röportajının bir bölümünde, mottosunu soran moderatöre, muazzam bir cevap verdi: “Bir gün, bir köyden geçerken, mezarlıkta mezar taşının üzerinde yazılı iki kelime beni oraya odak hale getirdi. Durdum, dikkatli gözlerle baktım, ‘İyilik, iyidir’ yazıyordu. Okudum, bir kere daha okudum, derken içselleştirdim ve hayat felsefem bu oldu… İyilik iyidir üzerinden yaşıyorum ve karşılığını beklemeden.”
Bunun psikolojide de bir karşılığı ama ve diğerkâm diye niteleniyor. Hiçbir karşılık beklemeden yardım etme anlayışı… Hatta zaman zaman bedel ödense bile diğer bireylerin ve toplumun iyiliği uğruna fedakârlıkta bulunma prensibi olarak adlandırılıyor.
Detaya boğmaya hiç gerek yok. Henüz ana sınıfı seviyesi çocuklarının bize verdiği ders yeter de artar bile…
Boş verin gerisini; iyilik iyidir…













