Huzur şehri Kayseri; motto buydu sanırım.
Doğrusunu söylemek gerekirse, uzunca bir müddet bu durum böyle devam etti.
Yani diğer şehirlerle kıyaslandığında, daha dingin, daha sakin, bilhassa adli olayların gündem ve zirve yapmadığı bir noktada konumlanmıştı Kayseri. Lakin artık öyle olmadığını görüyoruz. Adli vakalarda ciddi bir artış söz konusu. Her gün haber merkezimizde önümüze birçok olay düşüyor. Elbette bunlar bize yansıyanlar. Bir de yansımayanlar olduğu gayet iyi biliyoruz.
Huzurdan, huzur bozmaya doğru niçin evrildi bu şehir?
Demografik değişime, daha doğrusu nüfus yapısındaki kozmopolitliğin artmasına doğru adım adım yol alınmasının bir katkısı var mı acaba şu yaşananlarda? Sanırım izaha en muhtaç yerlerden birisi de bu olsa gerek.
Dün demişken, söylemi pekiştirelim. Medyaya yansıyan adli olaylardan bazılarını başlıklarını paylaşalım:
-Kayseri’de tartıştığı kişiyi öldüren sanığın duruşması ileri bir tarihe ertelendi.
-Komşusunu tüfekle öldüren şahsa müebbet hapis talebi.
-İş yerine sahte plaka baskını.
-Babasını bıçakla öldüren 16 yaşındaki kız müebbet hapis istendi, sonda iyi hal uygulandı.
Tabii ki dahası var… Rutine bağlanan kavgalar, bıçaklamalar… Hırsızlık, uyuşturucu, fuhuş hadiseleri filan derken bir de bakıyoruz ki huzur kaçmış… İster kabul edersiniz, ister aksini savunursunuz ama adli vakalar yönünden bugünkü Kayseri’yle geçmişi kıyaslamak mümkün değil…
Tüm bunlara paralel, geçici sığınmacıların karıştığı hadiseler var ki, onlar medyaya büyük ölçüde yansımıyor.
Geldiğimiz-yaşadığımız günler adına kapsamlı bir değerlendirme yapmak şart oldu diye düşünüyorum. Mesele, yalnızca kolluk kuvvetleri meselesi olmaktan çıkalı çok oldu. Toplumsal bir sorunsala doğru hızla kayma var. Galiba ortaya çıkan tablonun üzerinde kafa yormak lazım toplumsal huzur adına ama kim veya kimler bu durumu ciddiye alır bilemiyorum.
Demem o ki; kafayı kuma gömmeden bu şehir nereden nereye geldi iyi irdelemenin zamanı geldi de geçiyor…













