Biz bugünden yazalım.
Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1992 yılından beri 3 Aralık’ta kutlanan farkındalık günü. Her yıl benzeri cümlelerin eşlik ettiği bu günün ardından mod kuzuların sessizliğine dönüşür. Oysa dünyada 1 milyardan fazla insanın, Türkiye’de ise resmi rakamlara göre 9 milyon, resmiyete yansımayan rakamlara göre ise 13 milyon bireyin engelli olarak hayata tutunduğu bilinir.
Dünya Engelliler Haftası da var.
-10 Mayıs Engelliler Haftası açılışı.
-11 Mayıs Görme Engelliler Günü
-12 Mayıs İşitme ve Konuşma Engelliler Günü.
-13 Mayıs Ortopedik Engelliler Günü.
-14 Mayıs Zekâ ve Ruhsal Engelliler Günü.
-15 Mayıs Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü.
-16 Mayıs Engelliler Haftası Genel Değerlendirme.
Tarihlerden anlaşılacağı üzerine, kâğıt üzerinde her şey sözde düşünülmüş engelli bireyler adına. Pek âlâ hayatın içinde öyle mi?
El cevap; tabii ki değil…
Günü kurtarmak adına parlak sözcükler eşliğinde kurulan cümlelerin dışa vurumu, yani engelli bireyleri kapsaması ve yansıması neredeyse sıfır… Beylik ifadeler, “Yanınızdayız, yakınınızdayız” filanlar… Hepi topu bu işte.
Bakın Türkiye’de gayrı resmi rakamlar, 13 milyon engelli var diyor. Bu rakam, nüfusun neredeyse yüzde 13’üne tekabül ediyor. Bunlar bizim insanımız. Birlikte yaşıyoruz ve onların hayatını kolaylaştırmak, yalnızca hükümetlerin-belediyelerin, yani resmi erkin değil hepimizin görevi olmalı.
Sadece gün gelip çattığında, dostlar alış verişte görsün misali yasak savmak yerine, sahici icraatlar noktasında samimi tavırlar bekliyor engelli bireyler; çok şey istemiyorlar yani…
Ve unutmayalım ki, Engelli olmak bir engel değildir. Sadece aşılması gereken bir düşüncedir.
Ve unutmayalım ki, her insan bir engelli adayıdır.













