Yüzsüzlük filan değil, rezilliğin dik âlâsı bu.
Utanç verici olmaktan da öte.
Ne yazık ki Kayseri’nin adı bir kere daha olumsuzluklar silsilesi ile gündeme geldi.
Diyeceksiniz ki; ne oldu?
Şuursuzlar şuurlanır mı bilmem ama biz yine de olayı anlatalım.
Tarım Orman Bakanlığına bağlı ekipler, rutin kontrollerini yaptı. Birçok ilde olduğu gibi Kayseri’de de denetlenen firmanlar vardı.
Bakanlık yetkilileri, her zaman olduğu gibi gittikleri firmalardan numuneleri topladı ve laboratuvara gönderdi. Sonuç: Kayseri’den 26 firmanın ürünlerinden alınan örneklerin içinde neler çıktı neler…
Kanun maddeleri ve yaptırım içiren durumlarda tağşiş (Bir şeyin içinde başka bir madde karıştırma, katıştırma) diye geçiyor.
Bir ürün imal ediyorsunuz, içinde olmaması gereken ne varsa dolduruyorsunuz. Durum budur işte.
Bakın Kayseri’de yapılan kontrollerde ürünlerin içinden neler çıkmış neler…
Bal diye yutturulan glikoz mu istersiniz…
Sucuk diye önünüze konulanın içinde kanatlı eti mi ya da sakatat mı ararsınız…
Tulum peynirinde ve tereyağında bitkisel yağ mı?
Bunlar en basit örnekler.
Tam deyimiyle tağşişin ağababası ile huzurlarınızda Kayseri…
Tamamen aldatma, kandırma üzerine kurulu bir düzenin içinden geçiyoruz.
Bilmem kaçıncı denetim, bilmem kaçıncı gıdada aynı sahtekârlık!
Anlayacağınız ve dahi anlayacağımız, birçok gıda ürünü olmaması gereken katkılarla doldurulmuş vaziyette.
Ve elbette, insan sağlığının hiçbir kıymeti harbiyesi yok.
Pek ala tüm bu gıda terörüne karşılı uygulanan yaptırım ve cezalar mı; orası sudan ucuz… O sebeple, yemediğimiz içtiğimiz şeyleri mıncıklayan mıncıklayana.
E zaten insaf ve izan olsa böyle şeyler yapmazlar diyeceğim ama nafile… Olmayan şeyler üzerinden kafa yormamak lazım.
Her şeyin sahtesine alışmışız, alıştırmışlar; güle eğlene, makara yapa yapa olanı biteni seyretmek düşüyor bizim bahtımıza da.
Kandırma üzerine kurulu bir anlayışın hüküm sürdüğü, insanların bu durum karşısında hiçbir şey yokmuş gibi davrandığı ülkenin adınaysa, Türkiye denir.
Hayırlara vesile olsun!













