Bu topraklarda kahraman çoktur, ne yazık ki hain de.
Tespiti en başında yapalım; bunun adı vatana ihanettir.
Vay düşünce-fikir özgürlüğü teraneleri üzerinden dem vurmaya kimse kalkmasın. Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfus cüzdanını taşıyan bir birey, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olacaksın, sonra da önerge vereceksin “T.C sözde Ermeni soykırımını tanısın” diyeceksin…
HDP’li milletvekili Garo Paylan denilen kişilik, alenen “Türkler soykırım yaptı, bunu tanıyın” diyor… Şu cesarete, cürete bakar mısınız?
Bu kişinin yaptığı, Gazi Meclis’i, Yüce Türk Milleti’ni alenen aşağılamaya yeltenmektir. Hatta kendisi, halkı tahrik etme, kışkırtma ve küçük düşürmeye teşebbüsün tüm şartlarını bilinçli bir şekilde yerine getirmiştir. Böyle bir şahsın TBMM’nin çatısı altında bulunması resmen züldür. Meclis hiç beklemeden milletvekilliğini düşürüp, yargılanma yolunu açmalıdır. Tarihi tersyüz ederek, olmayan şeyi varmış gibi sunmanın derdine düşen, yani sütünün hükmünü işleyen birine ne söylesek boş ama bu tavrın mutlak bir bedeli olmak zorundadır.
Aslına bakarsanız, tarihin tekerrürüne tanıklık ediyoruz. Bunların (kahir ekseriyet) dedeleri de böyleydi. Birinci Dünya Savaşı sırasında sıkıntılı bir süreci yaşayan Osmanlı’yı sırtından hançerleyen Hınçak-Taşnak çetelerden arta kalanların bakiyesi demek ki içimizde hâlâ yaşamaya devam ediyor.
O dönemde çıkarılan Tehcir Kanunu’na (27 Mayıs 1915) göre göçe tabi tutmayı, soykırım yalanıyla özdeşleştiren kim olursa olsun yasalar önünde o hesabı vermek zorundadır.
Aklıselim ne kadar tarihçi varsa 1915 tehcirini anlatırken, Türk Devleti’nin arşivini açıyor, belgeleri önüne koyuyor, soykırım olmadığını kanıtlarıyla paylaşıyor, kabul görmüyor. “Sen de aç arşivi, tarafsız tarihçiler incelesin” deniliyor, yer gök sessizlik. Kuyruklu bir soykırım yalanıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin zaafa düşmesi için yıllardır oynanan oyuna bir yenisini daha eklediler, sözde bir vekilin eliyle. Lakin gerekli cevabı aldı, almaya da devam edecek tabii ki…
Bunlar ne tarihi tarihçilere bırakır, ne de önüne konulan gerçekleri kabul eder. Varsa yoksa ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri, maaşını cebine koydukları, bir türlü aidiyet hissedemedikleri Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak adına dışarıdan fonlanan müptezel merdutlardır… Dün de vardılar, bugün de; yarın da olacaklarından kimsenin şüphesi olmasın.
Bu tip haysiyetsiz kişiliklere karşı en güzel cevabı ta 1921 yılın Gazi Mustafa Kemal Atatürk veriyor:
Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleket sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve sonsuza kadar Türk yaşayacaktır.













