Şu sıralar ne bulursak güncelliyoruz.
Hatta kör tuttuğunu güncelliyor.
Bakın mesela, son bir hafta içinde Kayseri’de bereket versin ki, kıkır kıkır gülücükler içinde tam gaz güncellendik. Neredeyse güncellenmedik yerimiz kalmadı…
Ekmek fiyatları güncel hale getirildi, a acayip mutlu olduk…
Keza taksi ücretleri güncellenince Kayseri’nin puslu havası bir anda güneşli günlere geçiverdi.
Bonus olarak bir de toplu taşımı güncelleyince musmutlu, dört köşe insanlara dönüşüverdik…
Çarşı-Pazar zaten hemen her gün güncelleniyor…
Hâsılı ve işin doğrusu saçımızdan tırnağımıza kadar, her koşulda gül gibi güncelleniyoruz…
Sakın yanlış anlaşılmasın… Asla ve kata zam değil ha… Zam olsa böyle mi olur… İnce ince güncelleme…
Neye güncelleme gelirse gelsin, topyekûn bir nefes çekiyoruz, içimiz açılıyor…
Bir sabah kalkıyoruz, bi bakıyoruz ki, “Aaa penir fiyatları güncellenmiş…” Kırmızı et ise ona eşlik etmiş, ne şahane değil mi? Al sana pozitiflik yüklü, muazzam üstü bir gün daha…
Sonrası hep malum vaziyetler; güncelle baba güncelleyene kadar…
Vur dibine güncellemenin gitsin be; bundan iyisi Şam’da kayısı…
Galiba bu kadar ironi yeter!
Be kardeşim, 40 yıllık zam, oldu şimdi güncelleme.
Kol böreği kıvamında gelen zamları, “Güncelleme bu, güncelleme” deyince sevimli hale gelmiyor. Tam tersi, insanlar kendilerinin salak yerine konulduğunu içsel hâle getiriyor.
Bu güncelleme güzellemesini kim yapıyor; elbette bir kısım medya…
Ulan; ayıp, hicap, meslek etiğini ne ara fosseptik çukuruna dönüştü bre insafsızlar?
Fiyat artışının adına zam denir, zam… Basit kelime oyunlarına, ahlaksızlığa ise hiç gerek yok. Hele hele insanları güdülecek koyun gibi görerek, zammı iyi bir şey gibi güncellemeye dönüştürmek, düpedüz kaltabanlıktır.
Bazılarının, kişiliği ve kimliği güncellemeye açık olabiliyormuş, daha iyi anladık. Siz yine de bunları çok şey etmeyin derim…
Ne etmeyelim diye sorarsanız, orasına üç nokta koyalım, gerisini siz tamamlarsınız zaten…
Uzatmayalım, neyse… Hepimize bol güncellemeli günler dilerim(!)













