Önümüzde duran fotoğrafta her şey net.
Farkında mısınız bilemem ama Kayseri’de son günlerde müthiş önem arz eden uyuşturucu operasyonlarının altına imza atılıyor.
İnsan aklının havsalasının almadığı, almayacağı yöntemler karşımıza çıkıyor. Şeytana bile pabucunu ters giydirecek bu yöntemler, büyük bir titizlikle deşifre ediliyor ve gereken yapılıyor. Bakın mesela dünkü operasyonda çatıda kiremitlerin altına zulalanmış uyuşturucuya el konuldu, bu işe tevessül eden zehir tacirleri de gözaltına alındı.
Son aylarda Kayseri’de polisiyle-jandarmasıyla muazzam bir irade ortaya konuluyor. Bu iradenin sonucu olarak uyuşturucu satıcılarının Kayseri’de nefesi kesilmek üzere. Neredeyse her gün uyuşturucu baskını var diyeyim, işin boyutunun hangi noktada olduğu siz anlayın. Bunca mücadeleye, operasyona, baskına ve yakalanan sayıya karşın, toplumu uyuşturmayı geçim yolu sananlar ise müptezellikte sınır tanımıyor ne yazık ki…
Başınızı kaldırıp baktığınızda görüyorsunuz ki; kısa yoldan paraya giden yolda her türlü aşağılı tavıra başvurmak mubah. Nitekim öyle de yapılıyor ancak karşılarında çelik bir irade var. Tam bu noktada Kayseri’de böylesine sağlam bir duruş söz konusuyken, sağduyulu insanlar da güvenlik güçlerine yardımcı olmalı. Zira bu bela sanıldığı gibi geçiştirilecek, “Aman canım sende” denilecek bir konu değil. Bir toplum zehirlenirken, sessiz kalmak, göre-bile sesini çıkarmamak, hatta göz yummak suç ve suçluyu teşvik etmekle eş değer bir durumdur. Bu bilinçle bir şehir eğer toplumun geleceğini yok etmekle mükellef bu zehir tacirlerine karşı gereğini yapmaz ise, masanın bir ayağı eksik kalmış demektir. Mahvedilmek istenen, geleceği berhava olmaya aday gençliğin ve toplumsal sefilliğin önüne set çekilebilmesi adına yalnızca polise tedbirler değil, hepimize önemli görevler düşüyor. Bu bilinçle hareket edilirse, birçok insanın hayatı kararmadan çok şey hal yoluna konulabilir.
Tabii ki bizim anlatmaya çalıştığımız şey bu kadar basit değil. Eğer uyuşturucu belasını ülkeden-şehrimizden def etmek istiyorsak, yalnızca polise tedbirler yetmiyor… Aileler, okul, öğretmen, eğitim ve doğru bir toplumsal refleks ile formasyon vb. gibi atılması gereken adımlar var. Yılanın başını ezmek adına Türk insanının geleceğini tehdit eden bu toplumsal vaziyete karşı medyasıyla, insanıyla bir karşı duruş sergilemek hepimizin boynun borcu diye düşünüyorum. Aksi halde uyuşturucunun bu toplumu ahtapot gibi kollarına sarıp sarmaladığını görmemek için kör olmak lazım…













