Komiklik mi dersiniz, abukluk mu bilmem ama aslında fıkra gibi yaşayıp gidiyoruz...
Nereye bakarsan bak, karşına çıkıveriyor gariplikler silsilesi...
Herkes bir yerden mesaj vermeye çalışıyor ya şu sıralar...
Hani kendine yontma adına siyahı beyaz gibi yuttarma durumları... Sonrasında Ali’nin külahını Veli’ye giydirme adına kırk taklalar, vesaire...
Birde bakıyorsunuz, hayat fıkranın ta kendisi oluvermiş...
Siz buna komiklik deyin...
Gariplik deyin...
Ne derseniz deyin...
İşte tam bu noktaya gelmişken...
Fıkraların da mesaj verebileceğini-yorumlanabileceğini anlatmaya çalışıyoruz biz de..
Birileri mütemadiyen slogan üretip, kendince yorum yapıyor ya...
İşte size dizi dizi fıkra yorumu...
Olur mu demeyin...
Demek ki bal gibi oluyormuş...
KISSA VE HİSSE BÖLÜMÜ
TEMEL telefon açar:
"Cemal sen misin?"
"Yanlış çevirdiniz!"
Temel kızar:
"Madem ben yanlış çevirdim, niye sen cevap veriyusun?
Yanlış açan sensin!"
(Yapılan hata ve yanlışlarda kendimizin de payı olabileceğini düşünmeliyiz.
Bütün suçu karşımızdakine yıkmak basit bir çözüm yöntemi)
***
TONYALI Cemal, Temel'e övünüyormuş:
"Benum buyukbubam Sarıkamuş'ta savaşmiş, dedem Kurtuluş Savaşı'nda
savaşmiş, bubam Kore'de savaşmiş..."
Temel dayanamamış:
"Ula sizin aile de amma gecumsuz imiş."
(İnsanların savaşması değil, ne için savaştığı önemlidir)
***
TEMEL, eczaneden çıkan Dursun'a bağırmış:
"Ne ula Tursun, hasta misun?"
"Ne hastasi? Ben seni mezarlıktan çıkarken görsem, Temel sen oli misin
demem mi lazım?"
(Insan peşin hükümlü olup hemen yargıda bunmamalı)
***
İLKOKUL öğretmeni, derste öğrencileri sınamak için sorar:
"İçinizde aptal olanlar ayağa kalksın!"
Önce kimse kalkmaz, biraz sonra küçük Temel doğrulur; öğretmen güler:
Demek koca sınıfta tek aptal sensin!"
"Yok oyla değildir. Sizun tek başunuza ayakta durmaniz ayubuma gittu da..."
(Başkalarının değil, sizin nerede durduğunuz önemli)
***
ADAMIN karısı kaybolmuş. Sormuş, aramış, bulamamış, karakola gitmiş...
Komiser Temel'miş. Derdini anlatmış. Komiser kadının resmini istemiş, cüzdandan çıkarıp vermiş...
Komiser Temel, uzun uzun fotoğrafa bakmış, dünya çirkini bir kadın. Israrcı bir vurguyla sormuş:
"Hemşerum, eyi tuşundun mu? Ha pu kariyi, haggaten bulmamızı isteyi misun?"
(İnsanlar kaybolduklarında aramamızı sağlayan dış görünüşü değil, kalpdeki yeridir)













