Yaklaşık bir yılı aşkın süredir üzerinde çalışılan Milletvekili Seçim Kanunu’nda değişiklik öngörülen teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.
Cumhur İttifakı paydaşları AK Parti ve MHP’nin üzerinde uzun süre kafa yorduğu yeni taslak eğer Meclis’ten geçerse, yüzde 10 olan baraj, yüzde 7’ye düşecek. Seçim barajının dışında bir önemli nokta ise TBMM’de grup kuran siyasi partiler, seçime girmeye hak kazanamayacak. Teklife göre, seçimlerden en az 6 ay önce 81 ilin 41’inde örgütlenme ve kongresini tamamlamış olma gibi koşullar da öne çıkıyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın TBMM Başkanlığı’na teslim ettikleri yeni Seçim Kanunu düzenlemesini kapsayan söz konusu çalışmanın içeriğine dair kendilerine yöneltilen soruları cevapladı. İki Genel Başkan Yardımcısı da, temsilde adalet vurgusu yaptı ve konuya dair tüm detayları kamuoyu ile paylaştı.
Seçim barajı ve TBMM’de grup kurabilecek milletvekili sayısını bulan partilerin seçime girebileceği maddesinin ilgasını kapsayan Seçim Kanunu’nda dikkat çeken başka nokta ise, dar bölge, daraltılmış bölge gibi düşünceden vaz geçildiği idi. Bir süreden beri Türkiye’de uygulanan D’Hont yöntemi aynen devam edecek.
15 maddelik teklifte belki üzerinde fazla durulmadığı gözlendi ama çok önemli bir değişim var. Belki bu madde üzerinden arıza çıkabilir. En çokta, her hangi bir ittifakta yer alan ve oy oranı düşük siyasi partiler adına…
Teklifte göre şöyle bir durum otaya çıkıyor: Diyelim ki birçok parti bir ittifak altında seçime girdi. Bu ittifakın aldığı oy oranı yüzde 7’nin üzerindeyse, diğer partilerde barajı aşmış sayılıyor. Ancak bahsi geçen D’Hont yöntemi ittifaklar içinde geçerli. Yani ittifak içinde yer alan siyasal partiler, milletvekili çıkarabilmek için yeter seviyede oy almak zorunda.
Daha net olarak yazacak olursak oy potansiyeli olarak bir de ittifak içi baraj gibi bir durum ortaya çıkacak.
15 maddeden oluşan bu taslak içinde yukarıda bahsettiğim birkaç konu dışında ciddi itirazlar olacağını düşünmüyorum. Eğer bu taslak TBMM’den geçer ve yasalaşırsa, en iyimser seçim takvimi 2023’ün Nisan ayı olur. Zira bu maddenin yürürlüğünde seçime gidilmesi için bir yıllık bir koşul var. Bu da demek oluyor ki, erken seçim bahsi, bir daha açılmamak üzere rafa kaldırılmış demektir.
Bakalım bu Seçim Kanunu’na hangi parti nasıl bir tepki verecek?













