Yaz kızım; filmlerde mahkeme replikleri böyle başlar değil mi?
Fakat bu replik değil, gerçek ve gerekçeli karar…
“WhatsApp grubunun sadece 22 kişilik olup, sınıftaki öğrencilerden oluştuğu, kapalı bir grup olduğu, suça konu videonun suça sürüklenen çocuk sanıklar (SSÇ) tarafından yalnızca sınıf grubuna atıldığı, tanık ihbarı üzerine haber paylaşımlarının 3'üncü kişilerce yapıldığı ve bu durumdan SSÇ'lerin bilgisinin olmadığı, eylemi gerçekleştirdikleri yerin dosyadaki kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzerine umuma açık olmayan ıssız bir yer olduğu, dolayısıyla hakaretin belirlenemeyen kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunmaması ve herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmediği anlaşılmakla, iddia konusu olayda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden sanıkların üzerine atılı eylemin yasal unsurları oluşmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.”
Hatırladınız mı, bilemem ama ben hatırlatayım. Kayseri’nin İncesu ilçesinde Ulu Önder Atatürk’ün fotoğrafını yakan ve hakaretlerin gırla gittiği 4 lise öğrencisinin davasında beraatlerine karar verildi. Yukarıdaki cümleler de, mahkemenin açıkladığı karara ait.
O zaman hep birlikte bu kararı birlikte birkaç kez daha okuyalım.
-Eylemi gerçekleştirdikleri yerin dosyadaki kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere umuma açık olmadığı…
-Dolayısıyla hakaretin belirlenemeyen kişiler tarafından görülme, duyulma, algılanabilme olasılığının bulunmaması…
-İddia konusu olayda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden 4 sanığın ayrı ayrı beraatlerine…
Bakın şimdi, aleniyet unsuru oluşmadığı ifade edilen bu olayda, bahse konu video sosyal medyada bilmem kaç bin kere izlendi, yani aleni bir durum var mı, yok mu bilemedim şimdi… Hâkim aleniyet görmemiş ve hükmü vermiş işte tüm mesele bu…
Kanun maddesi ne diyor ona bakalım isterseniz;
Atatürk’ün hatırasına alenen hakareti kapsayan 5816’ya göre bu suçu işleyen bir kişi bir yıldan, 3 yıla kadar, toplu olarak işlenmişse iki katına kadar ceza artırımı diyor…
Aleniyet deyince birde TCK 125. madde var. Yani var oğlu var…
Ayrıntıya, detaya filan girmeye gerek yok. Kanun maddesi berrak ve açık. Bilindiği gibi mahkemeler, kararı Türk milleti adına verir. Türk milletinin içine sinmiş midir bu karar bilmiyorum ama mahkeme gençlerin geleceği üzerinden bir hüküm kurmuş gibi tamam anladık da, en azından bu toprakların nasıl vatan olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının işgal altında, yıkılmış, yakılmış bir bakiyeden nasıl Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunu içselleştirmeleri adına bir tavır gerekirdi sanırım.
Aslına bakarsanız kulaktan dolma bilgilerle Atatürk fotoğrafı yakmaya giden yola tuğla döşeyenleri sorgulamak gerekir. Bilinçli, şuurlu, Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyet hisseden, vatanına, milletine bağlı birer birey olmak için bu ve benzeri gençleri cehaletin temayüzünden kurtarmamız, onlara bu vatan topraklarının 30 kupon karşılığında alınmadığını, şehit kanıyla sulanmış coğrafyada yaşadığımızı anlatalım ki, Atatürk anlaşılmış olsun…
Uzatmayalım, yedi düvele karşı savaşan kurucu irade Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne diyordu: En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır… Gerçek kurtuluş ancak cehaletin kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir. Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir…”













