Galat-ı Meşhur: Bazı sözcüklerin ve deyimlerin toplumun büyük çoğunluğu tarafından yanlış kullanılması sonucunun doğmasıdır. Yani, doğru olanın yerine yanlış ifadelerin kullanılması durumudur.
Anlatmaya çalıştığımız durumu pekiştirmek gerekirse, herkesin doğru bildiği yanlışlara ‘galat-ı meşhur’ diyoruz.
Doğru zannıyla kullanılan ve yaygınlaşan yanlışlar dile o kadar sirayet etmiş ve kuvvet kazanmış ki say sırala bitmez. Bizim toplumumuzda bu durum ciddi manada kök salmıştır. Osmanlı döneminden kalma, doğrusunu kullanmak yerine yaygın olarak bilinen yanlışın daha çok tercih edilmesi ilgili atasözü dahi vardır: "Deme kalbura kallabur; lugât-ı fasîhten evlâdır galât-ı meşhur." (Yaygın hata, terkedilmiş doğrudan yeğdir)
Bu girizgâh sonrası topluda en çok kullanılan ve hata yapılan sözcükler ve ifadelerden kısa bir derleme yapalım istedik:
Nam-ı değer:
Doğrusu ‘nam-ı diğer’dir. “Diğer ismiyle” anlamındadır.
Kelli felli:
Doğrusu: Kerli ferli
Ker: Kuvvet, fer ise iktidar demektir. Güçlü kuvvetli anlamına gelmektedir
Eşek hoşaftan ne anlar:
Sıklıkla kullanılan bu atasözünde aslında hoşaf değil ‘hoş laf’ denilmek istenmiştir.
Bu zamana kadar kimsenin “eşeğe hoşaf içirme fikri kimin aklına gelmiş?” sorusunu soramaması da ilginç bir bahistir...
Aptala malum olurmuş:
Atasözünün doğrusu: “Abdala malum olurmuş”. Abdal, dervişlere verilen isimlerden biridir.
Su uyur düşman uyumaz:
Buradaki su aslında ‘sü’dür. Eski dilde sü, asker manasına gelir.
Sıfır tüketmek:
Doğrusu ‘zafir’i tüketmektir. Zafir, soluk anlamına gelir.
Kısaca ‘yandık, öldük, bittik’ demenin bir başka yoludur.
Evraklar:
Evrak zaten çoğul bir kelimedir, dosya veya sayfa anlamına gelen ‘varak’ kelimesinin çoğuludur.
Evliyalar:
Evliya zaten çoğul bir kelimedir, ‘veliler’ anlamına gelir.
Fukaralar:
Fukara zaten çoğul bir kelimedir, "fakirler" anlamına gelir.
Küçük bir nüans:
Doğrusu nüans. Nüans zaten ‘küçük bir fark’ demektir.
Mesire yeri:
Doğrusu sadece ‘mesire’dir. Mesire, gezilen yer anlamına gelir.
Zürafanın düşkünü, beyaz giyer kış günü:
Doğrusu zürefanın (zarifin çoğulu) düşkünü şeklinde olan bu deyim zarâfeti abartanların düştüğü komik durumu ifade etmek için kullanılır.
Göz var, nizam var:
Anlamını değiştirmese de doğrusu “Göz var, izan var.” olan bu deyimdeki “izan” kavrayış, kavrama yeteneği anlamına gelir. Ancak Türkçede daha yaygın kullanılan bir kelime olduğundan olsa gerek pek çok kişi bu deyimi “Göz var, nizam var.” şekliyle kullanır.
Müptezel:
Son yıllarda en çok karıştırılan ve galat-ı meşhur haline gelen kelimelerden biri de müptezel. TDK’ya göre “saygınlığını yitirmiş, değersiz” anlamına gelen müptezel günümüzde daha çok “bağımlı, tutulmuş” anlamına gelen müptelâ yerine kullanılmaktadır.
Bir zahmet:
Yaygın olarak ‘bir zahmet’, “sana zahmet” şeklinde kullanılan bu sözün doğrusu ‘bîzahmet’tir. “Bî” Farsçada olumsuz ‘-sız / -siz’ekinin yerine kullanılır ve zahmetsiz anlamına gelir. Aynı durum habersiz anlamına gelen “bir haber” için de geçerlidir ve doğrusu ‘bîhaber’dir.
Kısa kes, Aydın havası olsun:
Lafı uzatma, işi uzun tutma anlamına gelen “Kısa kes, aydın havası olsun.” deyiminde geçen hava kelimesinin aslı ‘aba’dır. Eskiden Aydın’da zeybekler aba denilen kumaştan yapılan, dizleri açıkta bırakan kısa ceketler giyerdi. Aydın zeybekleriyle özdeşleşen bu giysiye ithafen söylenen bu söz zaman içerisinde anlamını kaybetmeden ‘Aydın havası’na dönüştü.
Altı kaval, üstü şişhane:
Genelde birbiriyle uyumsuz parçalar ve kıyafetler için kullanılan bu deyimde geçen şişhane aslında “şeşhâne”dir. Eskiden içi düz bir boru gibi olan namlulara kaval deniyordu, sonradan kavalın yerini altı adet yivli namluyla nişan almayı kolaylaştıran şeşhâneler (şeş: altı) aldı. Birbiriyle ilgisiz parçaların bir arada kullanılmasına, bu iki silah arasındaki farka gönderme yapılarak ‘altı kaval, üstü şeşhane’ denilir oldu.
Kazın ayağı öyle değil:
“İşler senin bildiğin gibi değil.” anlamında kullanılan bu deyimin aslı ’kaziye-i anha öyle değil,’ şeklindedir. Yargı ya da hüküm anlamına gelen kaziye ile o / onun anlamına gelen anha sözcüklerinden ortaya çıkan bu deyim “onun yargısı / hükmü öyle değil” anlamına gelir. Anlamı aynı kalsa da, Türkçeye ‘kazın ayağı’ şekliyle geçmiştir.













