Garip bir şehirde yaşıyoruz sahiden de.
Hiçbir konuya dair bilgisi olmayan zırcahil insanların her meseleye dair fikri var ve dikte etmeye kalkıyor.
Spor, siyaset, kültür, sanat ve dahi aklına ne geliyorsa saçmalama hakkını sonuna kadar kullanan zavallılardan bahsediyorum…
Üstüne üstlük bunu hoyratça bile-isteye sergilemekten çekinmiyor, hatta çemkirerek yapıyor.
Al şu kâğıdı eline, adını yaz desen, kekeleyecek türedi tipler, sosyal medyada takipçi sayısı kasması ve mavrası üzerinden şehr-i Kayseri’yi yönettiği zannıyla yol alıyor iyi mi?
Bu tiplerin Yunan mitolojisindeki kikloplarlardan farkı yok. Lakin işi en hazin tarafı, kendilerinin kent riyaseti tarafından geçer akçe olarak değerli bulunması ve baş tacı muamelesi çekilmesiyle ‘küçük dağları ben yarattım’ afrası-tafrasıyla herkese parmak sallama gibi bir misyon üzerinden yol almaları da, işin trajikomik tarafı olarak karşımıza çıkıyor.
Yalan, iftira, talan üçgeni üzerinden cep cukka işleriyle şimdilik bu modellerde keyifler keka…
E birileri de yol vermiş nasılsa…
O zaman gelsin sosyal medya tetikçiliği üzerinden yeşilimsi şeyler…
Kullanışlı kumaşlar(!) her daim olmuştu. Fakat hiçbir zaman bu denli prim yapmamıştı bu şehirde. Üzgünüm ama gerçek bu.
Ve bu kullanışlı kumaşlar(!) eğer hâlâ itibar görüp itibar suikastlarının altına imza atıyor ve pişmiş kelle gibi aramızda dolaşıyorsa, sizce de bu düzenin içinde bir gariplik yok mu?
Hattası ve dahası puşt zulaları karşısında etkili-yetkili insanlar niçin kafasını devekuşu misali kuma gömüyor, ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ teraneleriyle yol almaya çalışıyor, anlayabilen beri gelsin…
Müptezellik ve benzeri anlayışlara yol verirseniz, başını çevirir, görmezden gelirseniz, en az bunu yapanlar kadar, toplumun geleceğini karartma adına sizler de suça ortak olmuşsunuz demektir.
Unutmayın; bugün yediğiniz hurmalar, yarın sizi de tırmalar…
Unutmayın; Gün gelir ayarını bozduğunuz adalet terazisi, mutlaka sizi de tartar.
Unutmayın; menhum kişilikler, önünde sonunda terbiye edilir!













