İnsan iki ruhludur. İçinde bir iyi bir de kötü köpek kavga eder. Kişi hangisini daha çok beslerse, o kazanır.
Bu bir Kızılderili atasözü bu.
Yeni dönem dünyada anlıyoruz ki, beslenenler kötü köpekler; kazananlar da öyle. Baksanıza yerkürenin dört bir yanı cehennem. Savaş, kaos, kan, gözyaşı, pandemi filan derken, fevkalade rezil günlerden geçiyoruz. İşİn kötü tarafı, hiçbir şey yokmuş gibi davranıyoruz.
Şimdilerde sağlık sorunları ile boğuşan döneminin en iyi sanatçılardan İlhan İrem’e buradan geçmiş olsun dileklerimi iletirken, bakın yakın zaman diliminde kurduğu cümlede ne anlatmak istemiş olabilir bize:
İçinde utanmak kelimesi olmayan yeni bir lisan yarattılar. Oysa Biz; denizlerin deniz, yağmurların yağmur, Aşkların aşk, insanların insan olduğu masumiyet çağından geliyoruz.
Yalnızca yeni bir lisan değil, gittikçe yozlaşan, insan doğan sonrasında olamayan tiplerin her geçen gün arttığı bir düzene boyun eğmek zorunda bıraktırdılar hepimizi. Bir rüzgâr esti, masumiyet çağının yerine kişiliksiz, kimliksiz ve madrabaz bir düzen konuşlandı. Maddeyi önceleyen, geride kalan tüm değerleri ayaklar altına alan hayâsız sürecin akıntısına karşı hep birlikte yol alıyoruz şimdi; sanrılar, sanal mutluluklar avuntusuyla dibe vurdukça vuruyoruz, kaybettikçe kazandık zannına kapılıyoruz. Sonrasında ise oturup her birlikte sızlanıyoruz, ağlaşıyoruz; ne oldu bize diye…
Oysa kaybettik… İnsanlık topyekûn kaybetti…
İyimser bir fotoğraf ortaya koyabilsek keşke ama yok öyle bir dünya!
Kötü köpeklerin baskın olduğu, beslendiği, hatta kutsandığı bu âlemde karşımıza çıkan tüm olumsuzluklarda hepimizin payı büyük.
Nihayetinde kötü günlerin geride kaldığı doğrudur ama daha kötü günlerin bizi beklediği âşikar.
Biz ne isek, dünya da tam olarak odur.
Canınızı sıkmak istemem ama durum tam da budur!













