Yeter seviyenin ötesinde gerginlikle devam eden siyasetin kısır döngüsüne tanıklık ettiğimiz bir düzenin içinden geçiyoruz.
Kurşun gibi sözler…
Salvolar…
Kavgada bile edilmeyecek bi dolu laf salatası…
Zaten beterince sıcak günlerden geçerken ortaya çıkan gerilime, bir de siyasi atmosfer eklenince hiç çekilmez günler karşımızda resmî geçit yapıyor.
Bu köşeden bilmem kaç defadır yazdık; yazmaya da devam ediyoruz. Sözde siyaset ehli olduğunu iddia edenler, konuşurken dikkatli olmak zorunda. Zira topluma örnek olma, örnek alınma ve idol oluşturma adına kendileri rol model olarak karşımıza çıkıyor. Bu rol model olarak siyasi arenanın içinde olanlar, “Açtım ağzımı, yumdum gözümü” üzerinden gündemde kalma adına bin bir lafazanlık üretme adına kırk kılığa girince, toplum da ister istemez alev topuna dönüşüyor…
Siyaseti seviyesinde yapanları tenzih ederim ama öylesine sert ötesi didişmeler eşliğinde restleşmeler sürüyor ki, anlayabilene aşk olsun. Memleketin bunca sorunu-sıkıntısı varken, “Dur bi saydırayım, giydireyim” üzerinden kendi tabanını konsolide etme derdine düşünlerin sayısı da hiç yabana atılmayacak kadar fazla.
Zaten bir karpuz gibi bölünen siyasal atmosferin içinde kendi düşüncesine yakın olan zihniyetin dışında kalanları her fırsatta örseleme adına fırsat bu fırsat fıtratından hareket ede ede, gele gele bugünlere gelindi. Sonuç; kimse kimseyi dinlemiyor. Herkes bildiğini okuyor. Taraflar canı sıkıldıkça, karşı mahalleyi “hain” olmakla suçluyor.
Nezaket.
Zarafet.
Empati.
Bunların hepsini topyekûn kaybedeli epey oldu. Şimdi moda karşılıklı olarak küfür-kâfir.
Ne yazık ki siyaset yaptığını iddia edenler, farkında olarak ya da olmayarak kendilerini, böylesi bir konforlu alanın içine hapsederek, yol aldıkları zannına kapılıyorlar. Fakat inanın yanılıyorlar ve bunun farkında değiller.
Bu sürdürülebilir bir durum değil ve görürsünüz böyle gitmez!













