Aşırı sıcak günleri yavaş yavaş geride bırakıyoruz gibi.
Toplum olarak, biraz daha sakin ve dingin zaman dilimlerine ihtiyacımız olduğu kesin ama karşımızda hiç öyle bir tablo yok nedense.
Biliriz ki, her yaz mevsiminde asayiş olayları önemli biçimde artar ve azar. Meteorolojik verilerle insan psikolojisinin ilişkisi aşikâr. Bu dönemler hırsızlık, cinayet, kavga, gürültü, adli olaylar vs. sokakların hareketliğine paralel yükselişe geçer. Yine böyle bir dönem üzerinde yürüyoruz. Özellikle hırsızlığın zirve yaptığı süreci yaşıyoruz ve ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.
Meselenin özünde, insanların alın terini elinin tersiyle iterek, kolay yoldan paraya ulaşma adına yapmadığı-yapmayacağı bir şey yok gerçeğinin bizatihi kendisi var. Zira bizi biz yapan ne kadar ahlaki değer-ilke varsa, yerle yeksan olmuş vaziyette. Uyuşturucu, kadın ticareti, dolandırıcılık aklınıza ne gelirse, say sırala durumları karşımızda resmi geçit yapıyor.
İşin kötü tarafı yukarıda kısa konu başlıklarıyla değinmeye çalıştığım bayağılık silsilesi toplumu neredeyse bir ahtapotun kolları arasında kıskaca alıyor ama gören, duyan yok. Hadi daha net yazalım; insanlık olarak hep birlikte batıyoruz lakin farkında değiliz. Bu tip olaylarda canı yananlar bir kaç kez bağır çağır sonrası, kuzuların sessizliğine bürünüp kaderine razı olmak dışında bir şey yapamıyor. Dejenerasyon çarkları çatır çatır dönüyor ve öğütülüyoruz.
Orta yerde rezilce bir durum söz konusuyken, insanlar görmüyor, duymuyor bilmiyor… Yani istem dışı körlükten bahsetmek mümkün. Yaşananların farkında olanlar da var tabii…
Şimdi diyeceksiniz ki, iyi, güzel hoş da, nasıl düzelecek bu işler. Düzgün bir ekonomi ile birlikte toplumsal rehabilitasyon şart. Eğer bilim ve bilimselliği işin içine almadan, üniversitelerin sosyologları, psikologları ve toplum bilimcileri işin içine dâhil edilmeden bir çözüm beklerseniz, nafile…
Bir de işi sırf kolluk güçlerinin üzerine yıkarak, kenardan olan biteni seyredenler var. Onlar ise bambaşka vaka. Elbette kolluk güçleri gerekeni yapacaklar ama onlar çözüm merkezi ve odağı değiller. Bunu anlamak o kadar zor değil galiba…
Diğer yandan da işin adli ve hukuki tarafı var… Ceza yasasında bazı suçlara karşı daha sert yaptırım için düzenlemeler. Daha net örnek vermek gerekirse, hırsızlık yapan bir kişi, adliyelerin ön kapısından girip, polisten-jandarmadan önce arka kapıdan çıkıyorsa, ciddi bir problemle karşı karşıyayız demektir.
Konuyu dağıtmaya gerek yok… Evet, aynı gemideyiz ve bir toplumun bireyleri olarak hep birlikte batıyoruz, haberimiz yok.













