Kayserispor’un umuda yolculuğunda “Ümit” çelmesine maruz kaldı.
Milli ara öncesi rüzgârı arkasından alan ve iyi bir ivme yakalayan Kayserispor, Lig’de kaldığı yerden devam etmek, konuk ettiği Trabzonspor’u mağlup etmek adına muazzam bir adım attı ama birkaç kirli el sahaya girince bir çuval incir berbat oldu.
Evinde bileği bükülmeyen ve milli ara öncesinde de deplasmandan galibiyetle dönerek moral bulan Sarı-Kırmızılı takım, Kayseri’ye konuk olan Karadeniz temsilcisi önünde mücadeleye istediği gibi başladı. Çağdaş Atan’ın öğrencileri derste kaytarmadıklarını sergiledikleri futbolla ispatlarken, bunu bir golle süsleyerek şampiyon adayına ciddi bir şok yaşattı. Son haftaların formsuzu kaleci Uğurcan’ın servisini Mame Thiam iş birliğinde geri çevirmeyen Gavranovic’in sayısı, rakibi derinden sarstı. Trabzon gole karşılık verme adına yüklense de, Kayserispor sahada sağlam durunca skor değişmedi.
Her şey Kayserispor’un istediği gibi giderken ve artık mücadelenin tamamlanması 12-13 dakika kalmışken, VAR-Hakem Ümit Öztürk komedisiyle Trabzonspor lehine verilen penaltı, maçın katlinin resmen fermanı oldu. Dakikalar içinde olanlar oldu… Sonlara yaklaşılırken, vücut dilinden de anlaşıldığı üzere bir şeyler arayan hakem Ümit Öztürk, Onur-Trezeguet mücadelesinde VAR tarafından çağrılınca mal bulmuş mağribi gibi koştura koştura geldi, penaltıyı verdi. Maçı canlı izleyenler de, ekran başında bu heyecana ortak olanların tamamı gördü ki, bu pozisyonun başlangıcında çok net biçimde Trezeguet, Onur’a iki kez faul yapıyor… Fakat herkeslesin gördüğünü ümitsiz vaka penaltı olarak kayda geçince, film koptu, gitti.
Trabzonspor buz gibi bedavadan penaltı golü ile önce eşitliği yakaladı, 5 dakika sonrasında ise galibiyeti getiren golü buldu. İşin doğrusu, bir penaltı kararı 5 dakika içinde maçı bir taraftan diğer tarafa hediye etti.
Bakın yazının sonuna gelirken bile futboldan bahsetmek mümkün olmadı.
Kirli bir düzenin içinde her hafta kızılca kıyametin koptuğu bir Süper Lig’den bahsediyoruz. Futbolu bir kenara bırakıyoruz ve hakem kararlarını konuşmak zorunda kalıyoruz. Her hafta, benim oğlum bina okur, döner döner bidaha okur üzerinde zıpzıp zıplıyoruz. İtiraz etmediğimiz, hatta zaman zaman kutsadığımız futbolun yönetilme anlayışına karşı tavır geliştirilmediği müddetçe, bugün bizim, yarın bir başkasının yaşayacağı futbol facialarının önüne geçmek mümkün değil.
4 büyük diye adlandırılan ve onların arkasına sıralanan futbol sistematiğinin içinde Anadolu kulüpleri payanda olmaya itiraz etmezse, yaptırım ortaya koymazsa, en fazla birkaç gün ağlaşma modunun ardından tüm bu yaşananlar unutulur gider; daha öncekilerde olduğu gibi.
Sorun net olarak hakemlerde değil, kurulan bu 5 para etmez düzende; artık bunu bir anlasak, anlayabilsek... Anadolu kulüpleri ne zaman kıyam zamanı derse, kurtuluş reçetesinden bahsetmek mümkün olabilir. Aksi halde dön baba dönmeye devam ederiz!













