Tatlı bir koşturmacadır bayram telâşları... Arife gününün özellikleri ise daha başkadır...
Son hazırlıklar...
Eksiklerin gözden geçirilmesi...
Nefes nefese bir tempoya ayak uydurma halet-i ruhiyesi...
İşte böyleesine özel bir günün içinden geçiyoruz yine...
Yarın Kurban Bayramı..
Hep birlikte idrak edeceğiz...
Dinimizin gereği, geleneğimiz, göreneğimiz bu bizim... Hayat biçimimiz, sevincimiz hatta...
Yalnız, ifratla tefritin harman olduğu toplumun içinde bayarımı bayram gibi yaşayabilmenin de koşulu var elbette...
Bu bayramı amacından saptırarak, kavurma şölenine dönüştürme adına yapılan yarışlara hep birlikte tanık olmuyor muyuz?
Oysa biraz dikkatli olsak… Kurban Bayramı’nın özünü anlabilsek, çok daha huzurlu olmayacak mıyız sahi?
Fakat ipin ucu kaçtı mı, pir kaçıyor işte...
Ciddi ciddi kaale alınmayacağını bilsek bile, konulan kurallara riayet ederek kurban kesmenin faziletini yaşayabilmenin kıvancının içinde olabilmenin, bir duruşu ve ifadesi olmalı...
Bayram işte..
Bayramı bayram gibi yaşayamayanları da düşünürek paylaşmalıyız...
Herkese mutlu bayramlar dilerken, bakın büyük ozan Abdürrahim Karakoç Bayramlar Bayram ola 1-2 adlı şiirlerinde ne diyor… Kıssa ve hisse meselesi…
Verilen mesajı alanların da varlığını bilerek, herkese iyi bayramlar diliyorum.
Buyrun şiirleri paylaşalım:
Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine
Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..
Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off!” kurtuldu
Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..
Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok
Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini..
Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara
Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..
Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta
Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı..
***
Ana, bu bayram mı? Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?
Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?
Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?
Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?
Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?
Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?













