Akşam yatıyoruz zam…
Sabah kalkıyoruz zam…
Zamlar galiba kapıldı gidiyor bahtının rüzgârına göre…
İğneden ipliğe aklınıza ne gelirse tekmili birden uçuşa geçti. Ekonomide, heterodoks (Heterodoks iktisat, ortodoks iktisadi düşünce okullarıyla çelişen veya neoklasik iktisadın ötesinde olabilecek herhangi bir iktisadi düşünce veya teoridir) anlayıştan, ortadoks düşünceye (iktisatta geleneksel olarak kabul edilen yaklaşım ve uygulamaları ifade ederken kullanılıyor) doğru adım atılınca, kaldırılan her kapağın ardından karşımıza zam çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Haliyle bu yağmurdan nasiplenmeyen sektör kalmadı.
Son olarak Kayseri Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararı ile toplu taşım ücretlerini zamlandırdı. Bir binişlik tam bilet 11 lira 50 kuruş, indirimlisi ise 6 lira 25 kuruşa yükseldi ve dün itibariyle uygulamaya konuldu. Ekmek, akaryakıt, temel gıda, çarşı Pazar derken, en sonunda ulaşımda da olan dar gelirli vatandaşa oldu.
Şimdi bakıyoruz da, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden bu zammın makul olduğuna dair kendilerince bir dizi ifade silsilesiyle durum mazur gösterilmeye gayret edilmiş. Saydıkları, sıraladıkları hiçbir şeye itirazım yok. Ancak belediye yönetiyorsanız, özellikle toplumun can damarı olan şehir içi toplu ulaşım ise bahse geçen, farklı yöntemler denenebilirdi. Özellikle 1.5 milyon insanın yaşadığı ve kahir ekseriyetinin toplu taşıma araçlarına yöneldiği bir kentte, Büyükşehir Belediyesi elini taşın altına biraz daha fazla koyarak, sübvanse formülünü hayata geçirebilmeliydi, yapmadı. Yani işin kolaycılığına kaçtı. Oysa belediyeler toplu taşıma görevini kârlı bir alan olmaktan çıkarmak zorunda.
İşin özeti şu: Vatandaş vergisiyle toplanan paralardan oluşan bütçenin bir bölümü toplu taşımanın zararını karşılayarak, insanların cebinin yanmasının önüne geçmek mümkünken, başka yolu tercih etmek şık değil.
Vaziyet bu noktaya gelince, vatandaş da “Yetti gari” dedi, muhalefet partileri de.
Dün içme suyuna, bugün ulaşıma;
Neyse ne diyelim, Allah beterinden saklasın bizi!













