Türk siyaset sahnesi adına gerçekten enterasan günler yaşıyoruz…
Hiçbir koşulda bir araya gelmesi düşünülmeyen isimlerin artık yan yana fotoğrafları var ve elbette tüm bu gelişmeler 31 Mart seçimleri sonrası yaşandı. Kim ne derse desin 31 Mart ciddi bir milat olarak kayıtlara not düşüldü.
Her şey önce CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel’in Beştepe’de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesiyle başladı. Karşılıklı kopmlimanlar, iyi niyet temennileri filan… Derken bunun adına, “Yumuşama”, “Normalleşme” gibi tanımlamalarla toplumun önüne konuldu, tartışıldı…
Henüz bu durumun tartışması nihayetlenmemişken, bu kez birden bire Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener arasında 1.5 saati kapsayan bir görüşme gündemin orta yerine etkin bir biçimde düştü. Sonrası mı, rivayet üstüne rivayet… 40 kafadan 40 ses, yok şu konuşuldu, bu konuşuldu; sormayın ne senaryolar…
Biraz daha açılım biz bu iki görüşmeyi… Türk siyasi tarihinin en sert; hatta bazen sertlikten öte can yakan tartışmalarının yaşandığı siyasi iklim içinde ortaya çıkan tablo, beraberinde muazzam tartışma günlerini de beraberinde getirdi. Tarafların taraftarları, fanatikleri ortaya çıkan bu görüntüleri bir türlü içselleştiremedi. Oysa ortaya çıkan görüntü, aslında olması gereken normal şeylerdi ama biz neyi tartışıyoruz şu anda dikkatle izlemekte fayda var…
Siyaset yapıyorsanız, elbette eleştiri olur… Hatta sert biçimde, volümü yüksek mecralara da taşınır. Ancak ağır hakaretin bile hafif kaldığı söylemlerin ardından aynı karede fotoğraf verilince, ne oluyor biliyor musunuz; En çokta partilerin kendi fanatik tabanları-trolleri içinde ortaya çıkan kocaman kocaman hayal kırıklığı manzaraları önünüzde arzı endam ediyor… Zira gönül verdikleri siyasal anlayışın içinde genel başkanlarının tavrıyla aşağıda birbirine en az aynı sertlikte, hatta zaman zaman galiz küfürlere varan hakaretlerle yüklenen fanatikler, gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalıyor, boşa düşüyor…
Bir kez daha tekrar edelim isterseniz; aslında bu tip görüşmeler siyasetin normali olmalı. Ancak insanlar o kadar çok kutuplaşmış ki, yaşananları içine sindiremiyor bir türlü… Aslına bakarsanız, bir başka durum daha var; o hepsinden önemli. Hayale gelmeyecek hakaretler silsilesinden sonra liderlerin bir araya gelmesi, toplumda ciddi manada siyasetçiye olan güveni yerle yeksan ediyor… Ki işte bu durum hepsinden beter ve tehlikeli bir yere evriliyor. Siyaset alanının daha da güvensiz hale gelmesi demek, eşittir kaos demektir. Bu sebeple, ihtiyacımız olan tek şey var böylesine sıkıntılı günlerden geçerken, onun adını da büyük harflerle yazayım: NEZAKET!
Siyaseti kendiniz için değil, halk için yaptığınızı hatırlarsanız ve insani nezaketi ön planda tutarsanız, emin olun ki çok şey rayına girer bu ülkede.













