Türk futbolu, kaosun ortasında kaldı.
Yeni değil, yıllardır bu böyleydi. Şimdi Ankaragücü maçında hakem Halil Umut Meler’a atılan yumruk ve tekmelerle her şey daha da arapsaçına döndü.
TFF kararıyla tüm ligler tatil edildi, hakemler maça çıkmama kararı aldı.
Bir de bu müessif olayı kınayan kınayana.
Anlayacağınız herkes üzgün(!)
Ve herkes şiddete karşı(!)
Oysa herkes suçlu, hepimiz suçluyuz geldiğimiz noktada.
Faydası olur mu bilinmez ama tane tane anlatalım:
Birincisi, kulüp başkanları ve yöneticiler. Önemli bir çoğunluğu futbola dair hiçbir donananıma sahip değilken, her konuda konuşmaları… (Bilgi sıfır ama fikir çok…) Verilen demeçlerle, yapılan açıklamalarla kendi hatalarını hakeme ve rakip kulüplere yükleme hamleleri… Yaptıkları saçma sapan açıklamalar gına getirir nitelikte. Bir tek, “Oynayacağımız tüm maçları kazanalım. Hakemler bize tüm maçlarımızı kazandırsın da nasıl kazandırırsa kazandırsın” demedikleri kalıyor. Hatta açıklamalarının satır aralarında bu bile var… Tabii ki özellikle 4 büyükler olarak nitelenen takımlara dikkat çekmek istiyorum.
İkincisi, objektif kriterleri elinin tersiyle iten, iliştirilmiş olmayı tercih eden medya havuzu. Resmen tutuğu takımın tetikçiliğini yapan gazeteciler var. Ve bunlar, ısrarla yanlışa doğru, doğruya yanlış demeye bir biçimde tv ekranı ve gazetelerinde devam ediyorlar. Bildiğiniz holigan bunlar ve üzgünüm ama ilgi görüyorlar, alkışlanıyorlar, izleniyorlar, okunuyorlar vesaire…
Üçüncüsü, Türkiye Futbol Federasyonu… Hiç adil olmayan kararların altına imza atılıyor. Dün de böyleydi, bugünde tıpkıbasım aynı… Geniş taraftar kitleleri olan, ekonomik gücü bulunan ve kendilerini “Büyük” olarak ilan eden kulüpler TFF nezdinde hep imtiyazlı. Yönetmek değil de, idareyi maslahat etmek en büyük hedef olunca, ortada ne adil bir karar; ne de uygulaması kalıyor…
Dördüncüsü, hakemler. TFF’den gelen sinyalle vaziyet alıyorlar. Adının önüne “Büyük” konulan kulüplere karşı, Anadolu kulüplerinin eziklenmesi için ellerinden gelen gayreti pek mahir biçimde yönettikleri maça yansıtıyorlar. Haklıdan yana değil, güçlüden yanalar. Yıllardır aynı hikâye, aynı terane… Ne yazık ki, çoğunlukla hakemler görev alabilmek için bu düzene boyun eğiyor.
Beşincisi, futbolcular, teknik adamlar ve taraftarlar, hemen hepsi aynı noktada buluşuyor. Kahir ekseriyeti, “Vur, kır, parçala bu maçı kazan” mantığıyla hareket ediyor. Gönül verdiği takım, vursun, kırsın, parçalasın ama maçı kazansın. Bu anlatım mecaz olsa bile çok kötü ve şiddeti körüklüyor. Bir de hakem kendi takımlarının formasıyla maç yönetsin istiyorlar. “Kazanalım da, ister hakemle, ister adil olmayan koşullarla” demekten kendilerini alamıyorlar. Futbolcusu bildiğin sahtekârlıkla penaltı almaya çalışıyor, teknik kadrosu ve taraftar da kendisine destek oluyor. Sonra hep bir ağızdan adalet istiyoruz öyle mi?
Hiç kimse kusura bakmasın, futbolun tüm paydaşları ülkenin geldiği bu noktada ortak biçimde kusurlu. Yalızca futbol paydaşları değil, toplum olarak hepimizin günahı var. Şimdi spesifik bir olay üzerinden kimse sorumluluğu üzerinden atmasın…
Şu saydığımız sıraladığımız en hafif tabirle anlatmaya çalıştığımız durum aktarımına baktığımızda halkalar zincirleme biçimde iç içe geçmiş vaziyette. Önce herkes kendi payına düşeni içselleştirsin ve anlasın; eğer anlamak isteyen varsa…
Üzgünüm ama toplumumuz ne ise, sahalara yansıyan manzara da odur. Biz buyuz, Ankaragücü maçında çıkan fotoğraf karesinde hepimiz varız. Zira sorun toplumsal. Adalet ve vicdan duygusunu örseleye örseleye, üzerinde tepine tepine, binlerce kez taşan bardağı görmezden gele gele vardığımız menzilin adıdır yaşananların topyekûnu… Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukuyla yol almanın kaçınılmaz bedbahtlığıdır Türk futbolunda yaşananlar, vesselam.
Adalet auta, vicdan taca çıktıysa 7’den 70’e herkes kendini sorgulasın; biz ne istiyoruz diye…
Adil bir ülke, adil bir futbol istiyorsak, şapkamızı önümüze koyalım ve hep birlikte düşünelim…
Türk futbolu 4’ten büyüktür dediğimiz ve herkes için adaleti sağladığımız gün yeni bir başlangıç olacaktır. Futbolun tüm paydaşları, adalet olsun da, isterse kıyamet kopsun zihniyetini egemen kılmazsak, vay bizim halimize…













