Bir haber insanı paramparça etmeye yetiyor da artıyor bile: Yine öyle bir güne denk geldik.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde okuyan henüz 22 yaşında bir genç, uyuşturucu madde yüzünden canına kıymayı tercih etti.
Umutları, hayalleri olan, kendisi için mühendisliği hedefleyen Abdülkadir, şimdi yok, aramızda değil. Geride bıraktığı insanı kahreden notlar ve cansız bedeni var artık.
Bizler yazıyoruz, sizler okuyorsunuz… Belki bir an, belki birkaç dakika durup düşünüyorsunuz, üzülüyorsunuz, hepsi o… Oysa ateş düştüğü yeri yakıyor elbette. Aile efradı ve sevenlerinin bir ömür boyu çekmekle yükümlü kalacağı acıdan söz ediyorum… Aslına bakarsanız Abdülkadir hemen her gün ülkenin dört bir yanından haberlere yansıyan uyuşturucu kurbanlarından birisi. Ne yazık ki, kurbanların sayısı mütemadiyen artmaya devam ediyor. Hayatını sonlandırmayı seçen bu genç adamın tek farkı, uyuşturucu batağına kendisini kimlerin ittiğini, bu mereti kimlerin temin ettiğini ve yaşadıklarını içeren son bir mektupla hayata veda etmesi…
Emniyet güçleri eminim ki bu mektupta ismi geçenleri derdest ederek gerekeni yapmıştır çoktan. Ancak biz meseleyi özünden iyi kavrayamadığımız müddetçe kora dönüşen acılar silsilesi karşımızda arz-ı endam etmeyi sürdürmeye devam edecektir.
Bu sütunlardan da bilmem kaç kere yazdık. Eğer topyekûn bir mücadele olmaz, yüzyılın en melanet, en iğrenç batağından biri olan uyuşturucu konusunda toplumsal tavır sergilenmez ve yeni metotlar geliştirilmezse, yıkıcı-sarsıcı Abdülkadir gerçeği, bir biçimde hep var olacaktır...
Geride yarım bırakılan hayatlar, ömürler derin ahlarla yüklü hazanlar ve hüzünlerin önüne geçmemiz için, bireysel farkındalıklar ortaya koymak ve bunu samimi biçimde yapmak olmazsa olmaz koşul olarak beyinlere nakış nakış işlenmeli. İşi kolluk kuvvetlerinin üzerine bırakıp çekilmek, en hafif ifadeyle kolaycılık olur.
Elbette güvenlikçi yaklaşım şart. Ancak bununla birlikte başta ailelere, öğretmenlere, siyasi partilere, STK’lara, hasılı hepinize, hepimize bilinçli bireyler olarak ciddi görevler düşmektedir.
Yoksa…
Yoksası ne hazindir ki, Abdülkadir gerçeğidir!













