Kayseri tarihi bir gece yaşadı.
Şehrin Valisi Gökmen Çiçek ve Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy başta olmak üzere, metropol ilçe belediye başkanları, neredeyse tüm siyasi partilerin il başkanları, STK’lar, bürokratlar, iş insanları ve dahi aklınıza kim gelirse bir yardım gecesinde buluştu.
Herkesin, hepimizin ortak derdi, SMA hastalığının pençesinde kıvranan Hasan Çınar ve Melih Eymen’in yurt dışında tedavilerini sağlamak temelli Kayserili gazetecilerin ortak paydada buluşarak düzenlediği bu yardım gecesinin amacına ulaşmasıydı. Kayseri tarihinde bir ilke imza atıldı. Kentte yayın yapan ne kadar televizyon kanalı varsa, hepsi aynı frekansta buluştu ve bu geceyi canlı olarak yayınladı. Gazeteler, internet siteleri ve radyolar da bu işe seyirci kalmadı, omur verdi, destek oldu.
Yaşama tutunma adına aileleriyle birlikte direnmeye devam eden iki minik beden için bir şehir seferber oldu; hem de kalben… Bizde oradaydık karınca kararınca ve gördük ki, başta Vali Çiçek, Memduh Başkan ve MHP Milletvekili Ersoy fevkalade samimi ve sahiplenen duygularını hissederek ve hissettirerek yardım gecesinin lokomotifi oldu, ellerinden geleni yaptı; sahici-gerçekçi bir tavırla.
Erciyes Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve ciddi manada katılımın sağlandığı yardım gecesinde iki küçük çocuğun tedavi masraflarının tamamı karşılanamadı elbette. Ancak çok ciddi bir ivme yakalandı. Kayseri ve Kayseri dışından hayırseverler elden geleni yaptı, tünelin ucundaki ışığa dair emareler ortaya çıktı. İki ayrı aile, iki ayrı çocuk. Tedavilerin mecburen yurt dışı kaynaklı olması gerekiyor ve ne yazık ki bu işlem döviz üzerinden… Malum, bu tabloyu bir çırpıda hal yoluna koymak kolay iş değil. Lakin bir süredir devam eden kampanyada kocaman kocaman adımlar atılmaya başlandı, eminim ki mutlu sonla da nihayete erecek.
Kayseri bir sınav veriyor… Tedavileri için çırpındığımız çocukların birisi 3, diğeri 4 yaşında. Biraz empati ile anne-babaları, aileleri, yakınları neler yaşıyor anlamak mümkün. Mezkur canlı yayında Kayseri’nin empati yaptığını çok daha net olarak ortaya çıktı. Boğazlar düğüm düğüm oldu, konuşmalara hıçkırıklar eşlik etti. Bizzat orada gördüğümüz o fotoğrafı burada net biçimde kâğıda dökmek inanın zor. “Ben asgari ücretle çalışıyorum, 100 liram var, onu bağışlıyorum” diyeni mi istersiniz, “Kumbaramda biriktirdiğim para 250 lira onu gönderdim” ifadesiyle canlı yayına katılan koca ve yüce yürekli çocukları mı istersiniz… “Cebimdeki son 500 liram çocuklarımıza helali hoş olsun” diyebilen insan kere insanlara tanıklık etti 10 binler, 100 binler…
Onlarca yıldır, binlerce kere canlı yayına çıkmış bir gazeteci olarak, o gecede bulunmak, yer almak, konuşmak benim adıma en zorlu 3 saat oldu. Birçok meslektaşımla birlikte bu gecenin paydaşı olabildiysek, ne mutlu. Bir zerre, bir katre emeği kim varsa, herkesin eline emeğine sağlık. Eğer bu iki çocuk sağlığına kavuşacaksa hiç kuşku yok ki, ilk günden beri canını dişine takan ve bulduğu her imkânı kullanan gazeteci kardeşim, meslektaşım Kürşat Açıkgöz’e ayrı bir parantez açıp teşekkür etmek de boynumuzun borcu.
Dil döndüğünce anlatmaya çalıştım; yardım kampanyasında önemli bir mesafe kaydedildi. Valilik izinli kampanyada artık bu minik yürekleri umudu çok daha fazla ama henüz iş bitmedi. Haydi Kayserim, sen yaparsın Hasan Çınar ve Melih Eymen’e, elini uzat, dokun bu iki yüreğe!













