Bugün arife…
Bir yanımız telaş, bir yanımız hüzün, bir yanımız ise yarının bayram sevincine hazırlanıyor.
Sokaklarda bir hareketlilik, evlerde bir hazırlık, gönüllerde ise tarif edilmesi zor bir duygu hâkim.
Çünkü arife günü, sadece bir gün değil; geçmişle gelecek arasında kurulan ince bir köprüdür.
Sabahın erken saatlerinde başlayan temizlikler, özenle hazırlanan bayramlıklar, mutfaktan yükselen o tanıdık kokular…
Hepsi bir geleneğin, bir kültürün, bir hatıranın parçası.
Annelerin telaşı, babaların sessiz hazırlığı, çocukların heyecanı…
Her biri bayramın habercisi.
Ama arife günü aynı zamanda bir hatırlama günüdür.
Kabristan yollarında yürüyen insanların yüzlerinde hem bir özlem hem de bir dua vardır.
Kaybettiklerimizi anar, onların yokluğunda bayrama girecek olmanın burukluğunu hissederiz.
Çünkü bayram, sadece sevinç değil; aynı zamanda hatıradır, vefadır.
Bugün kapılar çalınır, gönüller yoklanır.
“Küsler barışsın” denir, “gönüller bir olsun” diye dualar edilir.
Arife günü, affetmenin ve affedilmenin en güzel zamanıdır.
Belki de bir mesaj, bir telefon ya da bir ziyaret; kırgınlıkların son bulmasına vesile olur.
Ve yarın bayram…
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte camiler dolacak, bayram namazı sonrası yüzlerde tebessüm, dillerde “Bayramınız mübarek olsun” sözleri yankılanacak.
Çocuklar şeker toplayacak, büyükler ziyaret edilecek, sofralar kurulacak.
Fakat bayramın gerçek anlamı, sadece sofralarda değil; paylaşılan lokmada, edilen bir duada, uzatılan bir elde saklıdır.
Bugün arife… Yarın bayram…
Ama asıl mesele, bu ruhu yılın her gününe taşıyabilmek.
Arife gününün huzuruyla, bayramın bereketi hepimizin gönlüne dolsun.
Kırgınlıkların son bulduğu, umutların yeniden yeşerdiği bir bayram olsun…
Hayırlı bayramlar…













