Kışın ağırlığı sadece sokaklara değil, içimize de çöker.
Kapılar daha az açılır, perdeler daha az aralanır, güneşle aramıza mesafe girer.
Ama sonra bahar gelir…
Sadece ağaçlar çiçek açmaz; insanın içi de kıpırdanmaya başlar.
İşte tam bu yüzden bahar temizliği, bir ev işi değil, bir ruh halidir.
Dolaplar boşaltılır, kullanılmayan eşyalar elden geçirilir.
“Belki lazım olur” diye saklanan ne varsa tek tek sorgulanır.
Aslında bu, sadece eşyalarla ilgili değildir.
İnsan da fark etmeden biriktirir; kırgınlıkları, yarım kalmış cümleleri, eski hesapları…
Bahar, biraz da bunları silkeleyip atma mevsimidir.
Pencereleri açtığınızda içeri giren sadece temiz hava değildir.
Yeni bir başlangıcın kokusudur o.
Halıları silkelerken, sanki geçmişin tozu da havalanır.
Camlar silindikçe görüntü netleşir; belki de hayata bakışımız gibi…
Bahar temizliği, annelerimizden kalan bir gelenek gibi görünse de aslında zamansız bir ihtiyaçtır.
Çünkü insan, zaman zaman hafiflemeye muhtaçtır.
Eşyalar azalınca ferahlayan sadece ev değil, zihindir.
Belki de bu yıl, temizliğe sadece odalardan başlamamalı.
Bir telefon açıp kırgınlıkları temizlemek, yarım kalan bir gönül işini tamamlamak da bu mevsimin ruhuna yakışır.
Unutmayalım; bahar, sadece doğayı değil, insanı da yeniler.
Yeter ki biz, üzerimize sinen o eski tozları silmeye niyet edelim.













