Takvimler 26 Mart’ı gösterirken, doğa yine bildiğini yapıyor.
Ne gündemin karmaşasına aldırıyor ne de insanın bitmek bilmeyen telaşına…
Ağaçlar çiçek açmaya başladı.
Her yıl aynı mucize, her yıl aynı sessiz devrim.
Kuru dallar bir sabah uyanıyorsunuz ki bembeyaz, pembe, mor çiçeklerle donanmış.
Sanki hayat, “Ben buradayım” demenin en zarif yolunu seçmiş.
Şehir hayatının gürültüsünde çoğu zaman fark edemiyoruz belki ama bu çiçekler sadece doğanın değil, aynı zamanda insanın da yeniden doğuşunun habercisi.
Uzun kış günlerinin ardından içimize dolan o sıkıntı, yerini yavaş yavaş umutlara bırakıyor.
Güneş biraz daha fazla ısıtıyor, rüzgâr biraz daha yumuşak esiyor.
Ağaçların çiçek açması aslında bir hatırlatmadır:
Sabırla bekleyen her şey, zamanı gelince güzelleşir.
Belki de bizler de o ağaçlar gibiyiz.
Zor zamanlardan geçiyoruz, yoruluyoruz, bazen umudu kaybediyoruz.
Ama içimizde bir yerde filizlenmeye hazır bir bahar mutlaka var.
Yeter ki köklerimizden kopmayalım, yeter ki beklemeyi bilelim.
Bugün sokaktan geçerken bir ağaca bakın.
Sadece bakmakla kalmayın, görün.
O çiçeklerin ardındaki direnci, sabrı ve yeniden başlama cesaretini fark edin.
Çünkü doğa bize her yıl aynı dersi veriyor:
Ne kadar sert geçerse geçsin, hiçbir kış sonsuza kadar sürmez.













