İstediğiniz kadar yazın, istediğiniz kadir afili, tumturaklı cümleler kurun bazen ortaya çıkan duygu durumu anlatmak yetersiz kalır.
Tam olarak bu noktadayız işte…
O zaman anlatalım:
Birkaç gün önce Gazete Kayseri’nin Instagram hesabından bir video haber paylaştık… Cumhuriyet Meydanı’nda görme engelli bir vatandaş, kısa süreli şaşkınlık yaşayınca, görevli bir kadın polis orta yaşlı adamın koluna girerek, ona yardımcı oldu. Tramvay durağına gitmek isteyen adamı, güvenli biçimde karşıdan karşıya geçmesini sağladı, sağ salim hedefine ulaştırdı. Tamamen spontane bir haberdi.
Bir kadın polisin, bir görme engelli vatandaşa kalbî ve hasbi dokunuşu 35 bin izlenme aldı. Haliyle yorumlar yapıldı. Buradaki tek amaç, engelli bireylere dikkat çekmek, onların toplum içinde ötekileştirilmeden kalplerini kazanmak adına güzel bir örnek olduğu için bu paylaşımı yaptık. Bir kadın trafik polisinin insanlık adına basit bir adımının tanıklığını herkese sunduk… Abartılacak bir durum yok ama şahane tavrı, kamuoyunun gözünün önüne serdik…
Buraya kadar her şey normal… Lakin bu video paylaşımının altına gelen negatif içerikli yorumlara göz attığımızda ise şaşakaldık resmen…
-Bunu abartmaya gerek var mı? Merhameti olan her insanın yapması gereken davranışlardan biri…
-Ben hep yardım ediyorum kimse beni çekmiyor…
-Eee ne var bunda. Bana da denk geldi, üstelik iki kişi yanlış durakta yanlış otobüs bekliyorlarmış onları doğru adrese teslim ettim. Her insanın yapabileceği vatandaşlık görevi bence.
Toplumun iyiye, güzele yönlendirilmesi, engelli bireylere dikkat çekilmesi adına bir polisin basit ama kıymetli dokunuşu bile, ne hazindir ki birilerini incitmiş… “Eee ne var bunda” denilebiliyor… Doğru, size göre bir şey yok, azıcık insanlık içeriyor; hepsi bu…
Bilmem kaç kere tanıklık ettiğimiz saçmalama zirvesi günlerinin içinden geçtiğimizi biliyorduk da ‘o kadar da olmaz’ durağına geldiğimizi fark edememişiz…
Yahu kardeşim, bir makul duruş, bir gönle dokunuş niçin bazılarının canını acıtır, pes doğrusu; yazık kere yazık… Ve karşımıza çıkan bu durum, Türk toplumunun düştüğü bataklığın adıdır, yok oluşa atılan adımdır… Zihinsel çürümüşlüğün nirvanasıdır… Psikolojik travmalardır, düşünsel çürümüşlüktür, çöküştür…
Güzel ve sahici şeylerin altına bile negatif yorumlar yapabilmek sosyolojik açıdan vakadır, incelenmelidir.
Trolleme davranışı olarak karşımıza çıkan bu durumun altta yatan sebepleri var doğal olarak!
Kronik olumsuz bakış açısı olarak yansımalara tanıklık etmek durumunda kalıyoruz. Kayıtsız-katıksız kötümserlik de deniliyor buna.
Aslında kendi hayatına bir nevi öfke duyuyor bu tipler. Başkalarının mutluluğu, toplumsal iyiliği kaldıramama gibi bir ruh hali etkili oluyor.
Başkalarının mutluluğunu bozma adına haz duymaya yönlenme halleri…
Toplumsal birlikteliği-mutluluğu-iyi şeyleri hedef almak, hedefe koymak, iç dünyalarındaki acının; boşluğun yansımaları olarak karşımıza çıkıyor ve ne söylesek boşa düşüyor.
Uzatmaya gerek yok…
Empati ve vicdanı en iyi biçimde anlatan Lev Tolstoy ne diyordu:
Acı duyuyorsan canlısın, başkalarının acısını duyabiliyorsan İnsansın…













