Çok müptezel bir durum var orta yerde.
Şaşırmıyoruz ama sağlıklı beyinler seyrüsefere çıkıyor.
Bir ayı aşkındır CHP’de yaşananlar ve mutlak butlan sonrası ortaya çıkan tavırlar şok tesirli devam ediyor.
BAM kararıyla Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na, dün ağza gelen-gelmeyen hakaretleri en sert tondan boca edenler, hatta gırgır yapanlar bugün kendisini cansiperane savunuyor… Dün Kılıçdaroğlu’nu ölümüne savunanlar ise bugün hainlikle başlayan cümleler üzerinden hakaret repertuarı oluşturmuş durumda.
Rahatlıkla şunu söylemek mümkün: İlkesiz ve omurgasızlıkla sınır tanımayanların çirkinlikte birleştiği zaman dilimindeyiz.
Siyaset bu kadar mı tersyüz olur… Dün apak iken, bugün kapkaraya nasıl dönüşülür, ibretle izliyoruz.
Cankuşların birbirini haraç mezat sattığı, dön baba dönenlerin resmi geçit yaptığı, küfrün, kıyametin her dakika karşılıklı olarak boca edildiği, ahlaksızlığın zirvede bayrak diktiği CHP eksenli siyasi arenayı tarafsız gözlerle seyretmek zorunda kalanlar da var elbette ve o insanlar yaşananlardan yorgun. Ortaya çıkan bu tablo, sanıldığı gibi yalnızca CHP’yi ilgilendirmiyor. Aklıselimde birleşen ve oy tercihini itaat-biat kültüründen uzak biçimde kullanan insanlar, siyasetin üzerini ha çizdi, ha çizecek noktaya geldi. Demem o ki, CHP’de yaşananlar, bilmem farkındalar mı ama aslında tüm partilere mutlak şüphe biçimde yansıyor.
Yahu bir ayı aşkın zamandır, bir toplum her gün ama her gün CHP konuşmaya mecbur bırakılıyor adeta... Bir yargı kararı sonrası, siyaset raydan çıktı dersek, doğru bir ifade olur zannımca. Bakın yargı kararını tartışmıyorum bile. Zira Türkiye’nin önemli hukukçularının kahir ekseriyeti, aynı görüşte birleşiyor: Butlan kararı madeni kanun-dernekler kanunu üzerinden verilmiştir ve bu karar siyasi partiye kaftan olarak zorla giydirilmiştir, yanlıştır anlayışında.
Meseleyi doğru okumak lazım, madem orta yerde bu denli bir hukuksuzluk var… Madem orta yerde 38. kurultayın kökten geçersizliği ile kaotik günler başladı… O zaman bunca hukuksuzluğun içine girerek koltuk kapma yarışına giren dünün anlı şanlı CHP’lilerine ne demeli? Elmanın kurdu içinde olur derler de, ben bu kadar kurdu hiçbir arada görmedim… Sorun varsa ki var, CHP içinde kendi elleriyle büyüttükçe büyüttü. Fakat unutmayalım ki, iki tarafta kökten CHP’li olduğunu ısrarla ifade ediyor olması da başka bir prblem.
Benim gördüğüm şu, net ve berrak biçimde anlatayım: Başta Kemal Kılıçdaroğlu ve haliyle kurduğu ekip, Özgür Özel’e karşı dışlanmışlık hissi ve hırsıyla hareket ediyor, deyim yerindeyse intikam alıyor. Disipline sevkler ve ihraçlar havada uçuşurken, diğer taraftan ise sözde birlik-bütünlük mesajları veriliyor lakin inandırıcılığı boş düşüyor. Zira sözlerle eylemlerin zerre bağlantısı yok. Kılıçdaroğlu’nun ise eser miktar bile güven veren tutumu bahis konusu bile olmaktan uzak. Düne göre; çok daha düşük profilli bir çizgi içinde ve hiçbir konuda ikna kabiliyetine sahip değil.
Bakın iki kutuplu CHP kavgasında Kılıçdaroğlu ve ekibinin isteği a acayip şekilde açık, artık karşı tarafta bunu anlasın: Ne pahasına olursa olsun koltukta kalmak, Özel ekibini auta taca atmak, “Küçük olsun, bizim olsun CHP”’ mantığından öte tek satır düşünce yok. Özel ve ekibi ağzıyla kuş tutsun, Kılıçdaroğlu o koltukta kalmak için planını yapmış, nakış nakış da işliyor. Gerisi nafile. İddia ediyorum, kongre yapmayarak CHP’nin seçimlere girmemesini bile göze alır ama Özel’e partiyi teslim etmez Kılıçdaroğlu. Hedefin, rakipleri olarak gördüklerine karşı ‘mutlak şutlan’ üzerine kurulduğu gün gibi karşımızda.
Daha öncede ifade ettim, bu saatten sonra Özel’e kalan tek seçenek var; Yeni bir parti. Gerisi boş lakırtı.













